" yalnızlık " denilen iş-güzâr oyun hezimetin an be an çoğalan karasından sızlıyor giderken "ben kanıyordun"…
Yine aşina olduğum hınzır bir kış ayazı Penceremde ısrarla uçmaya çalışan umutlu yarınlar Ne ben özlem türküsünü gür sesle söylüyorum artık Ne de sen aynı istekle uçuyorsun destanl…
Fesleğen kokusunun anımsattığı bir masala uzanıyor donuk parmaklarım kendimi alıp gitmek isterken bir şerçe kanadında takılıp kalıyorum…
Yem etmeksizin yağmalanmış gecelerimi delilikle, Ölüm namsızlığıdır bir tende "gümüş tenli yanılgı" Ve… Cenderesinde gür soluklarının…
Yüreğim kurumuş çöllerde şimdi Ulaşılmaza kavuşmak isterken, Gömüldü ayrılıkların sessiz çığlıklarına Zinciri sürgüleyip sevdaya…
Haczedilmiş nefesimizdeki enkaz gülüşlerimizi Onulmaz ellerine bırakma Çorak gelmeyişlere göz yumarken Sırrın kaç dirhem eder beklenti../…
"yine değişmeliyim" der! hüzün her mağlubiyetten sonra , azalmış yanı ile…
Sana olan sevgim inan gerçek Terketsen de beni her ayrılıkta…
Bir kelepçeli sürgündür sanki, Revir insanları Sosyal yaşamdan uzak..…
Umutlar kapımdan gitti gideli gülmeye gücüm yok sen biliyorsun kalbim acıyı tattı tadalı mutluluga yüzü yok…
Sen inandıgım, İnanmak istedigim tek gercektin Nasıl inandım sana Senmiydin beni mahkum eden,…
___ötelerde geride kokusu burnunda kalmış bir aşk anımsanan ve yalpalanmış ne varsa ayak uçlarından da ertesi…
Sonsuz bir hüzün düşlüyorum İçinde boğulmayacak Kanatırcasına parçalasada yüreğini Hiç bıkmayacak..…