Lâmelif

İ İrfan Özcan
0 Altın Yaprak
Ney'e nefes olunca gözleri buğulu neyzen Dönmeye başladı yorgun semazen Ve takvimlerden haber geldi Kor düştü bir avuç küle Bir tebessüm oynattı yerinden Kemik saplı bıçağı Kabuk düştü yaranın üzerinden Yusuf'un kanı birikti düştüğü kuyuda Rüzgâr savurdu yine çölün ötelerine Kays'ın ayak izlerini Ferhat'ın kazması bir defa daha vurdu Dağın göğsüne göğsüne Bir tebessüme gizlendi -aşina- ses İki tel saç savruldu ufuk çizgisine Akıl gitti… Yamandı o ateşe baş koymak Yanmaktı… Pervane olmaktı Kaçak iğde ağacının kokusunu getirecekti rüzgâr Fesleğen nefesi getirecekti avuçlarıma Beklemek yamandı "Elif"le "ye" arasındaydı hayat Ve ben "lâmelif"te bekliyordum Aynaların sırrına sır katmaktı ölüm Ölüm beklemenin ikiz kardeşiydi Yamandı lâmelif… _/__ İşte yüreğinin gösterdiği yerdeyim Son menzilin son durağında bekleyen En son yolcu ben miyim? Zamanın tükendiği en ölümcül demdeyim Kimse bilmez ne beklediğimi Lamelifi de kimse bilmez Bilmezsin nasıl beklediğimi Çağırıyor musun beni Işığında Pervane'yim….

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.