Beş Haziran... Oniki altın yıldız sallandı göklerin kucağında Düşeceklerdi, kayacaklardı Hem de bir daha hiç…
Cevabını buldum işte bütün sorularımın Neden uzak durduğunun, neden ağladığının Gözlerinden akmış meğer içinde saklı duran Şahidiymiş gözyaşların bitmeyen yalanların…
İmkânsız... İmkânsız unutmak seni Ve bir daha hiç düşünmemek Kaldırmak bir köşeye ve öylece bırakmak…
Hayatıma ilk girdiğin gün Kalbim atmak için bir neden buldu Anlam kazandı her nefes alışım Ve her ağlayışım...…
Hayaline dalmak ne güzel şey Ne güzel şey seni düşünmek Gözlerimde parlayan bir-iki damla yaştan sonra Seninle yeniden gülebilmek…
Gidişin yaşadığım en büyük depremdi hayatımda Ve sen en güzel rüyam Tükenmeyen kabuslarım arasında Nasıl da değişti her şey sen gidince…
Gün geri alınca benden emanet ışıklarını Derinden bir sancı sarar Bu dumanlı başımı... Gözüm görmez, gücüm yetmez olur…
Gazel gazel dökülen yapraklardasın Bir kuğunun son şarkısında Başrolde Sen...…
Yalan... Yalan bu gülücükler, yalan bu neşe Hayatı kandırmak istercesine yazılmış bir oyun Sahne alıyor şimdi...…
Aklım kanadı kırık kuşlar gibi bitâp Hep oradan oraya savrulur durur Ecel, bir sen kaldın benle muhatap Sen de beni yalnız koyma ne olur…
Uğurlar olsun sana Kırşehir'in çiçeği Git de güzelliğini onlar da görsün O tatlı gülücüğün soldursun yıldızları Dilerim tüm yürekler seninle vursun…
Bu defa son... Son kez dökülüyor mısralar senin adına Ve kalemim son kez ağlıyor senin için Bundan öte ne yapabilirdim ki sanki?…
Bugün ölümle yüz yüzeydim İğrenç bir his doldu içime Garip bir korku ve farklı bir çekingenlik Farklı, çünkü buralardan göçmek değildi çekindiğim…
Gözlerinde dolanan bulutlar mı var Ağlamakla diner mi yalnız kalmalar Ayrılık denilen bu kimsesiz çocuk Neden her köşe başında karşıma çıkar…