Sürgün...
K Kadir Yasan
0
Altın Yaprak
sormadım kendime sorma gereğini hiç düşünmedim
adıysa üşümüştü ellerim
anneciğim nerede eldivenlerim
yılgıdan döndü mü babam
kapıda tokmakta koça bir zil
her gidenin arkasından çalar gibi geldi bana
içtiğim kanlı hayattan bir yudum yama
yamaları söke söke yollara sürdüm
dün ikindindin dibinde oturduğum iğde
su havuzumuzun dibindeki dut
şimdi her ikisi de
biri gözlerimde oya birisi de umut
ikindin düşmüş patika yollara
sürgüne gönderdim kendimi
ayın şavkı hırkasını giydirmiş sırtıma
bir köpek havlıyor ikinci mahalleden
kendimi sürgüne gönderdim
başım burada değil
mesut ol dedim ya
sözüm erkek sözü
el salamadan önce bakmadın ya
mezar gülüşüydü karşı köyün çıkışı
sunaktan kuru ağaçtan bir çaput kapardım
adıysa iki göz yaşından bir mendil yapardım
işte bulut geliyor yağmurlarla beraber kardım
yaralarımı senin mendilin değil
ama tabutla sardım
sürgün gönderdin say beni
koşuşan bir at kırılmış gemini
geri dönüşüm yok bozamam yemini
ne dağlardan hıçkırıp kaçan yaprak dolusu seli
durduramam artık
yıktı bir kere sürdü beni sürdü beni
yaban gülmeyen çiçeklerin sürgün gittiği yer
kehribarlar konuşur artık dil düşer
artık ey sevdalım sen mutlu ol ekinlerini der
bana da böyle yazmak düşer
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş