Belki zaman harcayacak bizi, Umarsızca savrulacak düşlerimiz, Dört bir tarafa, Belki, belki geri dönmeyeceksin,…
Masum bir kaçamaktı benimkisi, Kendimi kısa aralıklarla aldattım desem yeridir.. Elimde kenarları gül döşenmiş düğün davetiyesi, Ve altımda dört teker..…
Bir şey söyle bana / Susma öyle, Terk edilmeye alıştım da bu kadar da değil, Ansızın değil / susarak değil.. Cesurca, dürüstçe, açıkça ve mertçe bir gidiş,…
Bir sabah, Bir sabah kalk ve düşün... Neden, nasıl, niçin diye. Olsun; içinde varsa hüzün bile düşün,…
soğuk bir gece ve aya yaslanmış aydınlık sokaklarda yağmurdan kaçan düşlerin ayak izleri ve bir batan aya inat puslu sokak ışıkları kimine göre zaman kimine göre kalan ömrün parılt…
Bir bütünlük istiyorum hayattan, Bir bütünlük... Senle ben olayım istiyorum.. Başka kimse olmasın.…
bulutlar mı sence karanlık, hekettiğimiz herşey mi yaşadığımız, cevabı yok mu hiçbir sorunun, kandırılmış bir hayat,…
Lanet olsun, Bırak elimi / hissedemiyorum seni.. Eskisi gibi değil sıcaklığın matlaşmış gülüşlerin, yalana bulanmış göz bebeklerin..…
Bugün bir gülü tuttum / ince nazik beline dolanıp.. Koparmaya kıyamadım / o kadar güzeldi ki, Eğildim, güzelliğinde secde ettim.…
Şimdi dudakların kiraz kırmızı biliyorum, Görmesem de hayal ediyorum Akşam güneşi balkondasın, Elinde sigara şarkılarda ağır tondasın, biliyorum,…
Zaman.. Yediğin haltlara bak; Herşeyin ilacı haa.. Hasretin anası,…
Şu sıcak yaz sabahlarında, İstanbul’da ben... Taze badem kokusu, hasreti soluyorum, Vurup gül yapraklarındaki çiğ taneleri üzerine,…
Belki bir gün döner dediğin sevgili / Hani nerede.. Oturup ırmak kenarlarına, Türkan sultanın, al yazmalımı beklemesi gibi bir Türk filmi değil ki hayat.. O kadar cesur değil ki..…
merhaba pelin / merhaba.. şimdi nasıl başlasam / nasıl söylesem, hangi kenarından ısırsam, taze ekmek kokan kelimelerin, hani olur ya bazen, donar ya gözler,…
Öyle acı veriyor ki hasretin, Yokluğun tenime sokulmuş kıymık sızısı, Son bakışın saplanmış yüreğime / hançer,…
15 / 30 gösteriliyor