Zühal

L Levent Yılmaz
0 Altın Yaprak
I Kimse kimseye dayanamıyor artık: Bu dil aşındı. Uçurumlarımda iğde bitmez oldu, kiraz da yarıldı, kurudu. Gözlerin siyah niye bugün, dün koruk, yarın dolu dolu? Ne zaman gelmiştim şimdi denen bu vakte, Yanımda ne vardı, keten, iğne, duru sözcükler, söküğü dikilecek hakikatler? Her şeyi tam bir dünyaya mı düşmüştüm, unutmuşum, silik hatıra, kömürleşivermiş yıllar, ama takımyıldızlar yerli yerinde, durgun bir gök, berrak, bir de seyrek bulutlar, taşla aramda bağ kurulmuş, bilmediğim bir dil konuşulmuş, cezbedilmişim. Şimdi niye susar dünya? II Yavaş yerine gelen bir dünyadayız, sözün hükmü az, günler kısa yıllar inanılmaz, kaç yaşındayım hangi rüyada dönmez olsa dünya bir an, yine de mi akar kan? III Sonra, uzayın bu kısmında kalplerarası yolculuk zormuş, mesafeler büyür adetler farklılaşır, bu yakada sesler konuşur, orada işaretler anlaşırmış, ötede, en uçta, içi boşluk dolu boşluğun ardında, ne var ne yok, dururmuş, bu yoğunlukta ruha yer yokmuş. IV Yarın ne olacak, yarın ne olacak! Asmaya sıçradı ateş, bak yanıyor takvim, zaman billûrlaşıyor. Yağmur yağsa, yağmur yağsa! Kimse duymadı, yetişen olmadı, geç kalındı... Bir yıl sonra geldim, yirmi dokuz yıl geçmiş, vakit elmasa kesmiş: Onun da kalbine değmesin su. Saçların tuz içinde, silkele, neleri seyredaldı gözlerin?, siyah zambaktan ve sudan, sakın korkma. Saatin kumları niye dökülmüyor, terazi neyi ölçecekti? Günlerden cumartesi, tekerlek kırıldıysa, ilerlenmez boşlukta...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.