Hikayem
L Leyla Gül Varoğlu
0
Altın Yaprak
Özgürlüğe selam veren dalgalarla
Karadeniz'in hırçın mavisinde büyüyen
Çocukluğum bakarken pencerenin ardından
Sılasına hasret gezginim, gezinirim
Gençliğimin geçtiği şehrin sokaklarında
Hanımeli kokardı eskiden bu sokaklar
Titrek soluk lambalarının ışığında
Tutkuydu yürekte sevdayı yaşamak
Radyoda çalan bir aşk şarkısının sesinde
Buğulu camlara yazılırdı sevdanın ismi
Gökyüzünden yıldızlar toplanırdı sevgiliye
Saçlarım savrulurdu hanımeli kokusunda
Hanımeli kokardı eskiden bu şehir
Suskun bir matem mi var ne?
Sesimi arıyorum sesim duyulmuyor
Kalabalık bir ıssızlık var sokaklarda
İsimsiz, kimliksiz kalakalıyorum
Ruhum çırılçıplak dolaşırken
Yabancı edayla bakıyor
Tanımıyorlar beni
Daracık sokaklardaki
Arnavut taşı kaldırımlarda
Meçhul,sahipsiz, başıboş gölgelerin
Gölgesinde nefeslenirken
Geçmişin kayıp hatıralarında saklı sır
Yaşanmamış tüm eski anıları yaşatmak istercesine
Eski bir evin, yıkık avlusunda yaralıyor kalbimi
Bir şehir kayıyor ayaklarımın altından
Bir ağıt yükselirken gün yorgunu yüreğimden
Gözlerime yüzün, şehrime hüzün düşüyor
Tarifsiz acımı sessizce bölüşen
Bu yetim ruhlu şehir de,benimle ağlıyor,
Hüzün yağmurları öpüyor çatlak dudaklarımı
Solmaya başlayan ayışığı gibi soluk tenimde
Ellerim soğuyor ellerim üşüyor
Mazimin gölgesinde bu şehir sen kokuyor......
ıı
Ay suskunu gecelerimde
Penceremin buğusuna adını yazarken
Ellerim sen kokardı
Sevdalar büyütürdüm yüreğimde
Adın ki gönülde saklı
Ama dilde yasaklıydı
Kemanına ses olmayı bildiğim
Rüzgârlar sesimi duyurmamış
Gönlüne ses verememiştim
Kaçıncıydı bilmem, durakların birinde
Gül yangını vedada yanarken avuçlarım
Çöl üşümüştü yüreğimde
Yanık bir ezgi gibi
Kulaklarımda hep o yankı kalmıştı
Boş duvarlarına çarpıp dönen
Âvâze sesimin yankısı
Oysa ki
Aynı iklimin çocuklarıydık
Karşı karşıya dururken biz
Ben çöl ikliminde Leylâ' da olabilirdim
Yusuf'un kuyusunda ki ışığı arayan Züleyhâ' da
Sevdaya geçit vermeyen veda sözleri
Gözlerime kör bir kuyu bırakırken
Bir yüzük taşıydı yüreğim kaskatı
Sonrasımı?
Derin bir sukuttu sonrası.
İşte bu yüzden
Hüzünlerimle sarıp sarmalamış
Bastırıp başını göğsüme
Uyutmuştum içimde nicedir ağlayan çocuğu
Ayrılıkları öperken solgun dudaklarım
Payıma düşen düş kırıklıklarını alıp
Ölesiye sevdiğimi bilinmesin diye
Kapamıştım sevdanın eğreti kapılarını
Yıllar sonra burdayım işte
Mazimin gölgesinde kapında
Ayrılıklarla yaşanmamışlıklarla
Firakına düştüğüm yerde
Küllemiş de söndürememiş geçen zaman
Gül yangını sevdamı
Adın yazılı kalmış yüreğimin duvarında
Ah! Yüreğim ki gerçeğe ürkek bir serçe
Artık gitmeliyim
Kırık dökük anılarım sende kalsın
Biliyorum
Ne eksik ne fazlayım bu şehirde
Ellerim üşüyor
Bu şehir sen kokuyor......
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş