Abarttığımı düşüneceksin gene sen diyorsun göl bu bense okyanus Senle ben aynı şarkıyı dinleyip aynı yerde ağlıyoruz Kim diyebilir ki kömür kara sana Bir papatya gibi duruyorken kö…
Mahmut Temizyürek, 1955 yılında Sivas'ın Kümbet köyü'nde doğdu. İlkokulu doğduğu köyde, orta öğrenimini Ankara'da yaptı. A.Ü.Eğitim Bilimleri Fakültesi Psikoloji bölümünü bitirdi. Birçok ansiklopedi, dergi ve gazetelerde çalıştı. Şiir, deneme ve eleştiri yazıları Akatalpa, Defter, Edebiyat Dostları, Edebiyat ve Eleştiri, Evrensel Kültür, İnsan, Kum, Patika,Varlık, Yarın, Yeni Olgu gibi dergilerde yayınlandı.
İz ve Rüya (Şiir - 1995)
- Göçebe Buluşması (Deneme, İnceleme - 1996)
- Kırlangıcım Paranoya (Şiir - 2000)
- Yeryüzünü Gezen Atlı (Şiir - 2008)
- Boşluktan Doğan (Deneme - 2008)
- Yalangezen (Şiir - 2011)
- Gölgesi İnsan Bedeni Doğa (Deneme - 2011)
Mahmut Temizyürek şiirleri
I. İlkin herşeye çocuklar rüzgarı taşlamakla başladılar sonra…
Ey kente tutsaklığımı duyuran bahar soluğumu kırağıya düşerken saf bakışımı tahliyeci kızların yüzü gibi tuhaf yakaladın bana aşkın yeşil yaylasını da söyle…
atlar gibi, diyor yaşlı adam ne şahlandım ben de bir zaman yaşam ki heves uçurur seni…
atları seversin demek anması bile sevinç atları…
At koştukça gövdesinden yayılan buğu Kar eridikçe göğe dağılan buhar Dirimin benzeri değil Koşulu…
Avlanmış atlarız dedi kadın Hepimiz, dedi adam, ahır kardeşi Her cana kan ar candan olurduk…
Bana şiir gönder, diyorsun Tersine yollar, yollar tersine Kaldı en son, son bakışında Göçmen kuşlar gibi inip kalkan kirpiklerin…
Yamaçlarda yeşil beyaz benekler Göğ toprağın süt kokuyor çiyi buharı 80’i geçtin nasılsa, 90’ı da, sürdün 2000’e dal Bu kaçıncı diriliş. Ustalaştın ağaçları tanımakta…
Geçti yok bir şey yineleyip yok bişey diyorum mırıltıyla duyduğumu sandığım sesleri yankılayarak geçiyor günler…
Zaman ne zaman başladı Ölümlünün nesineydi zaman İlk tan ne zaman kızardı Ne kadar uzaktaydı sabah'tan…
ben hep gülümseyerek yaşadım dünyayı gülümseyerek ölüyorum her gün sizlerle baştan kendime basit bir yüz yakıştırmıştım rüzgarıyla haşır neşir çıplak bir tepe…
Ellerine doğmuştuk hevesle Irağın olduk şimdi senin Kapılar yüzümüze kapandı bir bir İnandık ki dünya gelip geçilen yer…
Bir su gibi akıp gidiyor ne uçup konan kuşa benziyor ne yeşerip kuruyan ağaca derin bir ırmak vadisi dünya…
İnsan tutkusudur, ona benzer Yaşken güneşle dağlar gezmiş... Yorgun gelmiş bir kedidir insan…
15 / 35 gösteriliyor