Gül İstanbul 5
M
0
Altın Yaprak
Sunu;
"Yanlış yolların yolcusuyduk
Sonu belli bu yola gönüllü koyulduk
Boşuna değildi etine aşkın tırnaklarımızı geçirmemiz
Leyla'dan Mecnun'dan beter sevmiştik."
Sinan Eldem
/Hayat her dersini astığım, teneffüs arası bir okul
Haylaz bir çocuğum ben tut elimden İstanbul/
a-
Çıkmaz bir yola saplantılı gidişimin sonundaki hülyaydın
Yanlışlarımın hepsini boynuma bir vebal astım
Sonsuzluğun adının son olduğu sen saatlerimden kalansın şimdi
Her rüya gibi bu da göz açınca bitecekti sonunda
Açtım, gülümsüyorsun karşımda
Hala "aynı oyunun tekstleri" beni bekliyorsun Üsküdar'da.
b-
Bir aralık sızı verdiğin çaresiz demlerimden arta kalan kırıntı gibi
Birazdan silkeleyip sereceğim bezde kaybolacak izlerin
Eteklerimdekileri de döküp avuçlarıma
Ardım sıra bakakalan gözlerden kırılmadan uzaklaşacak dizlerim
Bundandır içimde hıçkırarak ağlayan Mozart
Şiirin içinde gizli Mona Rozasın akrostişini yitirmişliğim,
Adını hiçbir şiirime sığdıramayışım, bu çaresizlikten
Bu suskunluktan martıların çığlıkları
Bundan sırılsıklam, sokakları Avcılar'ın
c-
İki gözümün iki çeşme olduğuna şahitlik eden!
Şimdi ne kadar mendil satan çocuk varsa al kapıdan içeri...
Al ellerimin titrekliğine değen yetim kalmışlığımla
Bir dolmuş durağında, öylece, ardında el sallayan adam var şimdi
Şimdi bir yıkık kentin coğrafyasına beni düşecekler
Seni, silecekler bir kentin alaşağı cetvelinden
Mevsimler çizeceğim alt üst edilmiş
Şehirleri kundaklanmış bir Anadolu çocuğu
Mezopotamya evladını; Fırat ve Dicle'den söküp alacak Marmara
Yeni ütopyalar kuracağım seni götüren dolmuşun ardından
Aklımda yalnız ağlayan gözlerle bir kadın sureti olacak
İçimde yanlış binilen Esenyurt dolmuşu kalacak
d-
Aldığım dersler, girdiğim tenler, bin bir pişmanlık iklimi
Tir tir titreyerek çıktığım her nefes senden uzak sanki
Bu kez her seferinden daha yalnız İstanbul
Ellerinden tutulmuş bir olta yok Galata'dan savrulan
e-
Şimdi yoksun
Bir daha asla olmayacaksın
Seni en sevilenler mezarlığında, iki büklüm kalmışlar arasına gömüyorum
Yerin yedi kat altında çıyanlara emanet
Tenini kirlettiğin tenimle beraber
Ruhumu da söküp aldın
Şimdi çığlığımdır geceye düşen,
Seni bir çiğ tanesi yanağımda süzen
Gözüme çöp kaçmış dem
Valizleri toplayıp alelacele kaçışların babasıdır Harem.
f-
İstanbul!
Bu savaşın nihayeti yok
Galibini arama
Sen ne kadar yaşarsan ben o kadar yaşatırım bağrımda
Ne zaman geçersem sana yakın bir kentten
Yine başım dik göğsüm ilerde
Teslim olacağımı sanma sana yeniden
Korkak âşıklarını da çıkar kuytu sokaklarından
Dilersen sal üzerime tekmili birden yaşanmış yaşanmamış aşkları
Bir otel odasının yaşlı ranzalarında
Nem kokusu sinerse üstüme
Anımsarım seninle geçen birkaç saati
Kan ter kendimi attıysam sokaklara
İşte bilmelisin ki
Ora Sirkeci...
/İstanbul benim olan, sen yüreğimde virane
Adınız bir olmalı kaderiniz gibi; sen, o, aynı suret Asitane/
İstanbul ·
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş