Gül İstanbul 5

M Mehmet Avcı Mehmet Avcı
0 Altın Yaprak
Sunu; "Yanlış yolların yolcusuyduk Sonu belli bu yola gönüllü koyulduk Boşuna değildi etine aşkın tırnaklarımızı geçirmemiz Leyla'dan Mecnun'dan beter sevmiştik." Sinan Eldem /Hayat her dersini astığım, teneffüs arası bir okul Haylaz bir çocuğum ben tut elimden İstanbul/ a- Çıkmaz bir yola saplantılı gidişimin sonundaki hülyaydın Yanlışlarımın hepsini boynuma bir vebal astım Sonsuzluğun adının son olduğu sen saatlerimden kalansın şimdi Her rüya gibi bu da göz açınca bitecekti sonunda Açtım, gülümsüyorsun karşımda Hala "aynı oyunun tekstleri" beni bekliyorsun Üsküdar'da. b- Bir aralık sızı verdiğin çaresiz demlerimden arta kalan kırıntı gibi Birazdan silkeleyip sereceğim bezde kaybolacak izlerin Eteklerimdekileri de döküp avuçlarıma Ardım sıra bakakalan gözlerden kırılmadan uzaklaşacak dizlerim Bundandır içimde hıçkırarak ağlayan Mozart Şiirin içinde gizli Mona Rozasın akrostişini yitirmişliğim, Adını hiçbir şiirime sığdıramayışım, bu çaresizlikten Bu suskunluktan martıların çığlıkları Bundan sırılsıklam, sokakları Avcılar'ın c- İki gözümün iki çeşme olduğuna şahitlik eden! Şimdi ne kadar mendil satan çocuk varsa al kapıdan içeri... Al ellerimin titrekliğine değen yetim kalmışlığımla Bir dolmuş durağında, öylece, ardında el sallayan adam var şimdi Şimdi bir yıkık kentin coğrafyasına beni düşecekler Seni, silecekler bir kentin alaşağı cetvelinden Mevsimler çizeceğim alt üst edilmiş Şehirleri kundaklanmış bir Anadolu çocuğu Mezopotamya evladını; Fırat ve Dicle'den söküp alacak Marmara Yeni ütopyalar kuracağım seni götüren dolmuşun ardından Aklımda yalnız ağlayan gözlerle bir kadın sureti olacak İçimde yanlış binilen Esenyurt dolmuşu kalacak d- Aldığım dersler, girdiğim tenler, bin bir pişmanlık iklimi Tir tir titreyerek çıktığım her nefes senden uzak sanki Bu kez her seferinden daha yalnız İstanbul Ellerinden tutulmuş bir olta yok Galata'dan savrulan e- Şimdi yoksun Bir daha asla olmayacaksın Seni en sevilenler mezarlığında, iki büklüm kalmışlar arasına gömüyorum Yerin yedi kat altında çıyanlara emanet Tenini kirlettiğin tenimle beraber Ruhumu da söküp aldın Şimdi çığlığımdır geceye düşen, Seni bir çiğ tanesi yanağımda süzen Gözüme çöp kaçmış dem Valizleri toplayıp alelacele kaçışların babasıdır Harem. f- İstanbul! Bu savaşın nihayeti yok Galibini arama Sen ne kadar yaşarsan ben o kadar yaşatırım bağrımda Ne zaman geçersem sana yakın bir kentten Yine başım dik göğsüm ilerde Teslim olacağımı sanma sana yeniden Korkak âşıklarını da çıkar kuytu sokaklarından Dilersen sal üzerime tekmili birden yaşanmış yaşanmamış aşkları Bir otel odasının yaşlı ranzalarında Nem kokusu sinerse üstüme Anımsarım seninle geçen birkaç saati Kan ter kendimi attıysam sokaklara İşte bilmelisin ki Ora Sirkeci... /İstanbul benim olan, sen yüreğimde virane Adınız bir olmalı kaderiniz gibi; sen, o, aynı suret Asitane/

İstanbul ·

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.