İçindeki Mülteci
M
0
Altın Yaprak
Tenine hasret bir yolculuk bu
Yokluğun ufkumu çepeçevreliyor
Deniz suyu gibi dağınığım hasretine dokunmuş
Parke taşı kaldırımlara düşen her gölgede seni aradım
Deniz suyu dokunmuş tenin yosun tuttu
Ve kabuk bağladı külleniş yaralar
Uzak yollara inat gergin tenim
Duvara düşen kendi gölgemin bile resmi değil
Düşen bütün hayatlar avuçlarımda bir su damlası
Tuzu ayarsız gözyaşları yaralarımda sancıyor
Bir dilim ekmeği ikiye bölüp yemek kadar sıcaktı gözlerin
Büyük kesilen parçayı bütün açlığıma inat sana sunmak kadar özledim
Beyhude bu koşuş bu yol çıkmaz biliyorum
Ellerini garda bırakıp
Gözlerini otobüs camından anımsıyorum
Hep hüzzam kokulu sözler yazıp
Hep vanasını açık unutuyorum kaynağı bitmek bilmez gözlerimin
Ağrı dağı gibi efkar basıyor
Duman bürünüyor başım zifir oluyor kar yağan saçım
Ne varsa hep buz kesiyor beynimde acıyan kanayan
Ne varsa sana ait içerimde bir bir diziliyor vebal gibi boynuma geceleri
Her kapattığım senin yarana tuz basıyorum
Kör ediyorum gözlerimi kan kırmızı güllerin dikenleriyle
Artık bitsin bu zulüm
Uykusuz gecelerime isyan çıkaran gözlerim kendi topraklarında rahatlasın
Yüreği kanayan yüreğim sarmaya başlasın kendi yaralarını
Artık zamansız susuşlardan vazgeç
Bir yola bağla sende yaşlı gözlerini camlardan kurtararak
Ölümüne isyanlar yarat kendi teninde
Tenime hasret ne kadar ter varsa kopar at
Sınırlarını ihlal etsin bırak içindeki mülteci
Tel örgülerde elbisesinden bir parça unutsun
Ama sen unutma dağlar kadar efkarlı sevdamı...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş