İstanbul Şehrengizi

M Mehmet Şamil
0 Altın Yaprak
bağdaş kurup Beyazıt'ta ihtiyar bir çınarla / kaçamak bakışında şairin / açıp açıp okuduğum şehrengiz âh! ne yana baksam ben ne yana baksam hatıralar yaprak yaprak dökülür içim içime sığmaz nerde bir şair görsem …….. kaç bin yıl kaç bin insan / tanıştığım hep benim aklımın dört köşesi ölmüş çiçekler gibi inanın ben değilim bu cinayet bu vehim intihar etmek için asılmadı köprüler tinerli nefesinde çocuğun sıkışıp kalan gündüz aynalı beşiğinde bebeğin dağılan Binbir Gece Emirgân mı erguvan mı bilinmez eskiyen ellerinde dilencilerin geçmeyen akçe gül kızılı bir şafak sökerken seyrettiğim fırtına kaçağımdır şuramda demirleyen müthiş ağlamaklıdır hâl içre çırpınan su / adımı yazıp yazıp siliveren dalgalar S. ağırdı unutamam sırtımda taşıdığım kadırgalardan endamlı adımlarla yeni bir çağa koşan / dalgaları döven at asırlardır beklemiştim / gece gündüz elli üç gün bekledim yara aldıkça deviniyordum / surlar seviniyordu hiç bu kadar yakışmamıştı sancak bir neferin eline kana can vermeyi öğretiyordu mihmandar gölgesiydim Eyüp'te soluklanan bulutun zerrîn bir hayalden çıktığım zaman hırçın ışıklarında saray şamdanlarının secdeye kapanmıştık / sevinçten ağlamış ağırlanmıştık en güzide kelamla süslenmişti kitabem hükümran tuğrasıydı alnıma kazınan iz Fatih'i sevdiğim biliniyordu çok hem de her savaştan arda kalan yine bendim / ferman ben / Hünkâr İskelesi'nde tedirgin şehzâde sükûneti / hücum coşkusunu besteleyen mehteran çeri bendim divân ben Hürrem bendim sultan ben / Altın Kapı'dan sonsuza açılan saadet / Hırka'm kadar güzel zafer getiren ordu T. dağılan tesbihin adresini arıyordu Hüdâyî kaybolup yokuşla iki yokluk arası Marmara'ya kayıp inciler düşürüyordu yağmur nakışlar beş vakit namaza durduğunda mum gibi yanıyordu esrâr hükmünde hüsün pervaneler/de mürekkep odasında bir elif olmak için kalem değil ben idim hattatın ellerinde yazdığım gözleriydi ta'lîk sülüs ve celî semâzen âyetin müsennâ sesiyle kubbelerde söylesin nâzenin içini döksün çini kaç münzevî ömürdü eğilen servilerde bir cariyenin gözyaşını saklayan çeşmelere anlatsın su içmeye gelen saray güvercinleri kuruyan her şadırvan hangi yüzle dönecek mâbedlerin sırrını fısıldayan Sinan'a A. hasret Bâbil'de başlar bende biterdi firâk mecnûn bendim leylâ ben gerçek bendim hülyâ ben âh! gururumda kayboldum kibirden sarhoş olup kovulmuşum dergâhtan minyatüre sığmayan aşklardan biliyordum bir sevdâ meseliydi Kız Kulesi'nde ölüm o titrek tebessümün korkusuna aldanıp mor ebrû dudağına gül/bahar bulaşırdı rum/elinden akasya âh çekse Asya diye kederden sabaha dek ağlardı hanımeli / ana dolu yakasında Avrasya yetişmek için İcadiye'de nefesim kesilirdi tutuştuğumu görsem Galata Kulesi'nden ve yüzümde bir yanık Cibâlî / Balat ateş denizlerimi andıran nûr-ı siyâh / hatırlatan Hüsn ü Aşk nahif bir sallantıdan yıkılacakmış gibi Kandilli'de uykumu parçalardı Üsküdar keşkülünde dervişin kapı kapı gezdiğim Beylerbeyi / Topkapı'da kutsal emanetlerim N. bencileyin murakka ve benim kadar kadîm yükü zengin küfenin kalbi fakîr hamalı / azığı simit katığı sebil / taşıdıkça artağan ardında sabah akşam yorgunluk topluyorum ıslak bakışlarıma aldırmayan ayrılık! dar zamanlara sığamıyorum geri gelmeyen mektuplar gibi Sirkeci Garı'nda saat başı el/vedâ deli rüzgâr ne zaman tozum alsa raflardan adalar/da bir fayton gibi kendinden geçer yüzleşir her sahafla içimdeki bun hâne hâne sis / damla damla mey ve eğleşen gün- âh! mirasa konan insanlar gibi her gün büyüyor gömülüyorum tanıdık yüzüyle ölümün bâki kalan İstiklâl! gördün mü böyle elem böyle yas Dolmabahçe'de soğuyan saatlere serilen encam ve ben buhurdan gözlerini sevdik Gazi'nin işgal altında bile B. Çamlıca'nın darası düşülmüş manzarasında uçurtmalar hariç beni kimsecik görmez çocuk sesleriyle / oyunlar eşliğinde gökyüzü dökülmüş kaldırımlardan ahşap evlerden gölgeli sokaklardan koyu yeşil bahçelerden geçerdim adı gibi ne de güzeldi Vefâ Yalnız Servi'lerdi Muhacir Köy'de ümran buğulu camlarda dirilince her bahar genç kızların o zarif ellerine sarılıp Mısır Çarşısı'nda çiçek diye koşardım her sabah uykusuydum bir öğrencinin …doğudan ve batıdan / İpek'ten ve Hicaz'dan benden kaçıp bana dönen yolcular …cumbadan avluya sarılan o sarmaşık baştan başa şehrâyin …Boğaz'ı yarılayan bir saltanat kayığı ve omuz omuza oltada deniz rüya içinde rüya… U. âh! beni bana banıp beni resmettiğimden aynı renk çocukluğum / bahtiyarlığım resim bendim ressam ben neyzen bendim hüzzam ben âh! tebdil-i kıyafet intizar ettiğimden mahalle mahalle örtündüğüm yalnızlık âharlanmış bir huşû sarar mı gökyüzünü eski devirden kalan cülüs dağıtıp sultan lâle ve gül yağar mı köpükte süzülür mü yeniden Hümapervaz anlar mı denizi taşa tutan âşıklar bir gün balıkların kalbinde incindiğimi akşamı yudumlarken ıhlamur ağaçları çıkıp gelse Itrî o hazin şarkılarla kavgadan gürültüden kalabalıktan yine alıp alıp götürse bizi ışıldasa tahtımda o tezhibli ihtişam doldursa takvimleri bayram sabahlarımla kandillere / mahyalara ilham veren dolunay L. hangi yalıya sorsam şimdi cevabı sükût / baş eğer mavinin derinliğine bülbül suskun dil mahcup arzular çile neden taçsız bıraktın benle büyüyen ülke bana kaybettiğim kimliği getir duâ ve âmin bağrıma hüzün düştü bu mahzun sayfalardan yine doğum günümü hatırlatıyor mayıs nasıl dile gelirdim söylesene ey çınar! nerden bilirdim sevildiğimi şiirler de yazmasa tarihin alnımdan öptüğü günler gibi aksam efsunu pervin tepelerimden yüzgörümlüğü diye katılıp düşlerine anlatsam bir kez daha / doya doya okusak …….. sen de gidersin şair yaşlı çınar da ölür sarnıç kurur söz üşür şehrengiz biter ben kalırım âh! susarım divâne çığlığıyla avunup martıların

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.