Sızlanma Ey; Küflü zindanların taş duvarlarına Yedi cihana ibret, bir katil hükmünde Paslı çivilerle, mıhlayarak astığım…
Topladım gönlünde her neyim varsa Yola düşeceğim güneş doğmadan Biletim cebimde nasip olursa Gideceğim acım beni boğmadan…
Her sensizlik sabahında Gözlerim yaşlı uyanıyorum Yüzümü ellerinle yıkayıp Bir hatıra demliyorum…
Gün biter, Ağır ağır çöker geceler Su uyur, gül uyur Bütün şehirler uyur…
O; Her şeye, yaşamaya bile karşıydı Bazen, denizlerde en kabarık dalgaydı Bir serçeydi kimi gün, en ince daldaydı Çöl de gül büyütmek isterdi…
Kaç zamandır, İlk kez bugün Aynada beni gördüm Naber dedim,…
Ben senden uzakta bir saat bile Ayrı duramazdım kırk gün ne çile Çektiğim ızdırap gelmezde dile Çökecek gibiyim beni bir düşün…
Biliyor musun? İstesem şu anda ölebilirim, Daha fazla dayanamayabilirim Yokluğuna,…
Topladım gönlünde her neyim varsa Yola düşeceğim güneş doğmadan Biletim cebimde nasip olursa Gideceğim acın beni boğmadan…
Gidişin çok fazla dokunmadı ki Sıradan bir acı verdi kalbime Ben ne dertler gördüm yokluğun ne ki Yıkılırım diye boşa bekleme…
Geri dönmeyeceğin Belliydi gidişinden Nasıl baş edeceğim Hasretinle bu gece…
Ne vakit nereden doğacağını Şaşırmadıysa güneş Ve mevsimler sırasını Bir kuyunun dibinde değilse, ay…
Allah'ım çekilmiyor Bu, onsuzluklar Uzuyor, sonsuzluğa sıkılmış…
Yaprağım sararmış, solmuş çiçeğim Olmadı bir yazım, ilk baharımda Sevinç yaşamamış çocuk yüreğim Sana ağlardı, her kaybolduğunda…
Her şeyin bir dengesi olmalı elbette Yağmur ıslatır yaprağı, gülü, çimeni Güneşe kurutmak, ısıtmak, yakmak düşer Aklın, kalbine verdiyse gitmek emrini…
15 / 33 gösteriliyor