Zamansız Gidişler
M Mustafa Jesus Alpar
0
Altın Yaprak
Ben daha çok gencim, ben daha yirmi üçündeyim
Bu bana, bu körpecik bedenime kıyılabilir miydi hiç?
Ben şimdi arkada koyup da mutluluğu, nasıl giderim?
Ben şimdi tüm ümitlerimi yakıp eski bir sobada,
Işığa hasret kalmış yanımla, eski zamanları özlerim
Şimdi aklıma düşüveriyor, sevgiliyle mutlu günler
O şimdi nasıl katlanabilir, bu vakitsiz gelen ayrılığa?
Bomboş bir koridor ortası, ruhuma düşüyor bekleyişler,
Sevdam daha çok gençti oysa, nasıl dayanır yokluğuma?
Nasılda yakıyor insanın içini, ah şu zamansız gidişler…
Nasılda kolay söyleniyor ''çok az vaktiniz kaldı'' diye,
O an yalnızlık ve yarına çıkabilme korkusu duyuluyor…
Sevgilinin kokusu sarıyor her yanımı, ayrılığa ağlıyorum
Geçen her saniye beni boşluğa itiyor, yüzüm kayboluyor
Ayaklarımı sürüye sürüye, kapı ardı bekleyene gidiyorum
Gece yarılarıyla sınırlı değilmiş meğerse şu kırık düşler,
Meğer her güzelliğin, meğer düşlerinde sonu varmış…
Bir anı olarak kalmalıymış sevdiğime bıraktığım gülüşler,
Meğer insan yaşayamadığı günlerine nasılda yanarmış,
Nasıl yakıyor, nasıl kanatıyor yüreğimi zamansız gidişler
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş