Ateş Önce Kuru Dalları Yakar

N Nevzat Konşer
0 Altın Yaprak
Ağlayan bir çocuğun acısından koptuk yanı başımızda yığınla hüzün… Biz bilirdik umut dağıtan sabahlara uyanmayı unuttuk akşama doğru geçmişimizi O çocuk ki bizden izler taşıdı biraz ana yüreğine özlemdi yaktığı ağıt ve az birazda gitmiş bir babaya beddua Doğduğuna isyan eder miydi insan oyunlara nefretle bakar mıydı saklambaç çağındaki bir çocuk Oldu işte olmaz denilen şeyler dünya hep maketlerdeki gibi masum değildi fezadan göründüğü kadar da uzak değildi yaşam avucumuzun içinde patlayacakmışçasına beklerdi en zayıf kalmışlığımızı Varoşların dilinde konuşan insan eğer ki karıncaya bile oğul gözüyle bakıyorsa ayak ucuyla basıyorsa acımanın toprağına ve bir ekmeği bölüyorsa katık edip ye diyorsa ey tanrının misafiri ye içinde göğe uzanan bir boy doğrulur ve yeniden doğar insanlığının üstüne Acısından koptuk ağlayan bir çocuğun saçlarımızdan döküldü öksüzlüğün rengi bilirdik ki umut maviye kokardı hep sevgi kırmızımsı bir gerçekliğe… Ama gökyüzü açık değildi bazı günler mavi uzaklarda kalır ve sevgi ne kadar kırmızı olsa da ateş önce kuru dalları yakardı sevgisizliğin rengi siyaha çalardı sonunda… acı, bir çocuğa yapışmış küldü artık

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.