Ağlama kırgın bir akşamdı belki ama düşkündük ikimiz hep sözler,hep gözler imzaladık…
İnanır mıydın bu kadar anlam dolu günlerine taşınacağına aşkın…
önce doğurdun beni lâkin sonra doyurdun kendinle gün doğmadan doğuran bir şehirdir bedenin…
/ayrılık için bile değer aşka/ ansızın açılır bir kapı bir kilit takılır aheste izlemlerime…
Küllerinden doğan bir yitikliğin penceresinden seslendim hayata…' Duy beni…
Sana güzel şeyler yakışır/ olabildiğince güzel belki küçük bir hediye kutusuna konulmuş masmavi gök yıldızlar/göktaşları ve gündüzün sararmış güneşi…
Gözlerin, yangın mavisine çalan akşamları çetrefil yalnızlığına kılıflanan dünyanın suç saydığı bakışların esaretinde…
Adım birkaç basit harf fakat aşkım koca bir alfabe… anlıyor musun…
ucu keskin sözcüklerimin köküne yumuşak huylu manalar bağladım uyan ey kalemimin kadını…
-Azat et/me güvercinlenen zatımı- bir yangının sulanmaz iniltisinde yağmur ilmeğinde bulutlu sözcükler…
Ağlayan bir çocuğun acısından koptuk yanı başımızda yığınla hüzün… Biz bilirdik umut dağıtan sabahlara uyanmayı…
Lâl düşmüş kelimeler ekledik çocuklara… Adı Hi/lâl/di kızın…
İnsandır su gibi hayata akan Vuslattır canı can sızısı yakan Ey budala adam sen misin özgür Özgürlüktür bir sese sürülen gür…
Hangi dilde yazsam herkes aynı anlayacak tılsımlı ay çerçevesinden tüneyen aşkın özünü çevirisi yapılmaz gibi dururken duygular perdeler hangi rüzgâra dudak bükmüş söyleyin…
Başım gözüm üstüne ey sözlerini gönlüme dolayan seninle tanıdım baharın yeşilini seninle adım attım ayak basılmadık yere…
15 / 79 gösteriliyor