Sesini Kısın İstanbul’un

N Nevzat Konşer
0 Altın Yaprak
-Hüzüne...- Bir kadim yalnızlığa düşmüştü elleri Haliç’i bana bıraktı saçından kopan zülüf Yıldızları uğurladı göğe bir kap su dökerek Kaç gönlün şakağından vuruldu hatıralarla Her zemheri solukta vurgun yiyerek Üzerini örtsem akşamdan kalmış vedanın Yaramda tuz kokusu kalır, sinemde çukur Kuşlar acıtır özgürlüğün kayıp yüzünü Zindanlar döver demirini ağlamanın Sofralarımda ağırlarım Yedikule’li hüznü Sokaklar… Derin ve korkuludur sen uyurken Bir yüzü döşek, bir yüzü kayıp inci Kaldırımların döşüne uğrayıp geçen rüzgâr Serin bir Eylül sabahı gibi tutkuludur Sualsizce nutkumu dinleyen sokaklar Sen uyurken uykusu kaçtı gemilerin Volta atıyordu denizde çığlıkları Dalgalarda imzası kalır gibi şairin Berceste oluyordu dilime sıçrayan dize Deniz kokuyordu sevdası şiirin Bu ışıklar, bu güz, karşı kıyıda ağlayan saz Cumbalardan süzülüp göğe karışan ses Hüznümü tercüme eden dilsiz yakamoz Ayağımda güller ezildi musiki tepelerinde Bülbüle terki oldu güldeki toz Ah ne güzeldi göğsünde çırpınan kuş Benim ak öpüşlü ürkek güvercinim Kafeste asiydi bazen, boşlukta sarhoş Yokluğumda uykusuzluklar deviren Güvercinim uyuyor, ne kadar da hoş Eski bir şehir gibi gömüldü artık İkimizden kalan şey hatıralara Belki yağmurun koynunda, belki de bulutun Dinmez bir sızı gibi başımda çoğaldı aşk Ne olur sesini kısın İstanbul’un!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.