Ben, Ağlayan güzel gözlerinin Seninle gülen bebekleriyim…
Papatya topladığımız, Eski patikaların aklıma geldi Misket oynadığımız, çamurlu yollarının da İzini silemedim yüreğimden…
bir kapıyı senelerce ayakta tutan menteşe mi? yoksa, hırçın dalgalı bir denizde sandala tutunan kürekleri saran…
farkettin değiştiğini alnındaki çizgileri ya da yaşlandığını hangi sabah…
Baharı gözlerinde büyütürüm Çiçekler açmadan daha Kuşlar, çığlıklar, aşk nağmeleri Her şey sana, anlasana…
Gelir tren sesiyle bir hareket ovaya Yükselir ray üstünden kuşlar havaya Kim bilir kaç gün ıssız kaldı, bura sessiz…
Kış ayazıydı yüreğim, beni terk ettiğinde Gözlerimde yalancıların gülüşü İçimi bilseydin ağlardın…
Hiç de zannettiğin gibi değil Ne gözlerine tutuldum Ne kara kaşına Ben herkeste bulurdum bunları…
Bülbül gülü unutmuş Yeni aşk ister ne yüzle Oturduğu yerden züğürt Saray köşk ister ne yüzle…
Biraz erken, biraz tedirgin Bir haber aldım belki bilemediğin Kaplumbağa sırtında, Dört nala…
Ben görüyorum, bir kıvılcım bekliyor herkes Kadını, erkeği bir millet sırada Kulakları delecek fısıltıdan çıkan ses Dağı tepesi ayaklanmış, yollar sırada…
Bu kez acı bana Bakma gözlerime öyle, Kalbimi delercesine…