Ah Be İstanbul

Ö Özgür Akbaba Özgür Akbaba
0 Altın Yaprak
İşte geldim gidiyorum Sana da sevdama da doyamadan Söküp atamadan hasreti Bir küçücük, bir kuru hayale dalamadan... Bak sabah oldu koynunda, İnceden serin bir rüzgar Denizin martılarla kol kola Bense, Sevdiğimin elini bile tutamadan, Ah be İstanbul, ah be İstanbul.... Göğsündeki o masmavi deniz O koca tarih, onca renk Bağrına gömdüğün o kadar sevda o kadar umut Aldığın onca hayat yetmedi mi sana Çaldın benim de düşlerimi Sevgimi, yüreğimin rengini... Ben şimdi öylesine sessiz, öylesine renksiz Yapayalnız, bir köşende yatamadan Ah be İstanbul, ah be İstanbul... Beşiktaş'ta iskeleye karşı Boğaza karşı Karaköy'de Vapurda martıya Galata'da köprüye karşı Herşeye karşı durdum da İstanbul Bir sana karşı duramadım şöyle dağ gibi Bir sana karşı, Alırken sevdamı serin sularına 'İntikam' diye bağıramadan Gidiyorum, sahillerini gemilerini yakamadan Ah be İstanbul, ah be İstanbul... Üç beş martı sesi Bir kırık rüzgar verdiğin Ne tutar aldığının yanında Yine de emanetine iyi bakarım korkma! Saklarım kokunu koynumda bir ömür Sen de verdiğim sevdayı unutma Emanetine iyi bak İstanbul Sakla mavinde, satma toprağa... Derken yaptığına bak! Daha yola bile çıkamadan Vurdun bıçağını, sattın sevdamı Ah be İstanbul, ah be İstanbul... İşte koca şehir, Dün geldim sana, bugün gidiyorum Bir günde söküp aldın herşeyi, Sadece ucu yanık resmin kaldı bende. Benimse yürek dolusu umudum, Can gibi sevdiğim sende... Tutamadan... Saramadan... Hani üç beş dost yüzü de olmasa, Hiçbirşeye doyamadan, Elveda sana, elveda İstanbul...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.