Bu Şiir Sana Değil
R Râzı ( Ö.Saraç)
0
Altın Yaprak
Sustu kalem…
Dilime kelepçelendi cümleler
ve başladı
delilsiz,
uzun metraj bir yalnızlık.
Sen,
vuslatın kapısını kapatıp sıkıca
ve kaçarcasına adımlarınla
şiirleri/mi/n üzerine
adını bilmediğim sokakların tozunu süpürürken…
Konuşmalarını toplamayı unuttun zihnimden
ve duvarlarımdaki faşizan yazılarını
ki imlasız ve devriktir her cümlen.
Bu hikaye
daha düşmeden yasak kitaplar listesine,
tane tane kum saatinden süzülen bir ten
kazıyor şimdi beni
hatıraların dibinden
ve ağlamıyorum
Azrail elleriyle mezar yer/im/i kazarken…
Evet…Bazen
kurduğum hayallerin sonunda
boğazımda yakalıyorum ellerini.
Duymak istemedikçe damarlarımda dolaşıyor
yaldızını parlattığın türküler
ve bazı geceler, aşk üstüne kan kusuyor
yırtmaya kıyamadığım resimler.
Evet… Bazen
her bir kelime en şuh haliyle beynimde
sergiliyor utanmaz figürlerini
ve bu yüzden terk ediyor bileklerim
sıkılmış yeminlerini
ama
bir çıkış vardır hep parantezlerden
bazen öylesine kolayca
bazen de güç bela
yüreğim tel tel sökülürken…
Biliyormusun neden
hiçbir şiirimi sana yazmadım ben,
sana
yada yelesi rüzgarla sevişmemiş sevdalarıma ?
Yazmadım… çünkü;
ben şiirlerimi tavında döverken
gönül yanıklarımın yüzüne bakmıyordun.
Gördüğün hayal/et/lerin gölgesinde uyuyor
ve dizelerim soğukta üşüyorken
kirpiklerinden içeri sokmuyordun…
Sabun köpüğü gibi
ellerinden akıp giden kelimeler
hangi girdabın ağız kokusunda ölürler,
düşünmüyordun…
Kapılar açılıyordu kafiyelerin sonunda
kah cehennemin kollarına
kah çivili topuklarına
ki denk düşmüyordu adımların da aynı sokağa,
dert etmiyordun…
Asık yüzler
ya da yarım bırakılmış özürler koyuyordun
sana şiir getiren meleklerin avuçlarına da
dönerlerken semaya
ağlatıyordun…
Benimle vuslat yoktu dualarında.
Bu yüzdendi satır aralarında adının geçmeyişi.
Şiirlerin ayakları altında
tozu yoktu,
kapındaki eşiğin
ve harflerin bir köşesinde
kokusu
yanağındaki benin.
Makyajsız oldukları için sevmiyordun da
her sigaranın ucuna bir uyak koyuyordun,
zaten bir kibritlik canlarına
sen ecel oluyordun.
Ellerin nasırlı ya, acıtmadan
küllerini bile tutamıyorken,
kırık dökük alfabenle
telkin de veriyordun…
Hiç bir şiirimi sana yazmadım ben.
Sana
ya da yelesi rüzgarla sevişmemiş sevdalarıma.
Yazsaydım bilirdin.
Sensiz kaldığım bir köşede
bileklerimi onlar ile keserdim…
Denizli ·
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş