Senin Adın İstanbul Yâr...
R Râzı ( Ö.Saraç)
0
Altın Yaprak
Senin adın İstanbul yâr…
Duvağını açabilen var mı senin ?
Kadehlerimin kenarında kırmızı kalır ismin,
dilim de sil/e/mediğim mecburiyetsin.
Her gece sana hazırlanırım
son kuruşuma kadar
ve bacaklarının arasında otururum
son kelimem
kan çanağı gözlerimden süzülene dek.
Her sabah
ücreti veresiye yazılmış bir otel odasında
kirletilmiş bir çarşafa dolanmış uyanırım.
Geç kalınmış mesailere ağrırken başım
bozulmuş bekaretimi görürüm kasıklarımda ilmek ilmek
lakin silemez dudaklarımdan adını
ucuz hisset/tiril/mek.
Senin tenin İstanbul yâr…
Çoğunlukla siyah beyaz bir resim.
Siyah da gece var tüm günahlarıyla
beyaz da gereksiz tevbelerim,
yüzünün düşmüş kenarlarında
peçesi yırtılırken tenimin.
Sevişmelerin illegalken her mevsim,
inadına
gün batımlarında depreşir güzelliğin
ışıklara soyunursun,
şehvete döner rengin.
Göğüslerinin ucunda kaç insanın eli var
bilirim
ve dokunuşların renksiz…
yalan…
sıradan…
yine de sevişirken terlerim.
Sen en has rollerin/in inleyen oyuncusuyken
sahnede,
ben morarttığın yanlarımı toplarım
perdenin gerisinde.
Senin yüreğin İstanbul yâr…
Gerdanından atlayanları saçların boğar.
Sarhoş olursun üç yudumda
sonu hep hüsran biten
tek kişilik aşk şarkıları söylersin
ki ben her şarkının sonunda detone olur
notalardan kovulurum.
Kimi zaman gözlerine sürme gibi çekerek aşkı,
cezbedersin.
Kimi zaman elinin tersine koyarak adım/ı
ayaklarının altındaki çamurları silersin.
İnancın yok/mu/ senin…
Kalbinde, isimleri silinmiş
mezar taşları gezdirirsin.
Kendimi o kadar çok öldürdüm ki ben
senin olmamak için !...
Başaramadım.
Sol yanımda sen/hep varsın
sağ yanımdan yak beni
ki kurtarayım ağulu cümlelerinden
incinmiş yüreğimi,
mengene gibi sıkan ellerinden
çelimsiz bileğimi…
Denizli ·
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş