Üç Replikle Dans

R Rengin Alacaatlı
0 Altın Yaprak
Mart pikesi döne döne savrulan yitik kürede Yoksa martı mıydı? Sağır makamlarda pes çığlık her bir es Güya duyulmaz zamanın tumturaklı aryası Söyle bana cânâ, bu ağdalı avuntuda kimdi gayda/ Ay, harita tepelerini keşfedilmemiş yanına sakladı en çapkın göz kırpmalarla Yönsüz bir alemde esiyordu rüzgar ve adsızdı haliyle, neredeyim diye şaşırma Şaşkın ve ürkek konukların karmaşası değildi kalkan toz bulutu yerli yerinden Gözü pek bir yiğit susturdu uğultulu kalabalığı tek hareketle, soyunmadan şef zarifliğinden Gökyüzü mora döndü salkımlarını verdi geceye okyanus sus kesildi pus ortasında Dinlemeye koyuldular sıklığı düşük perdeden gelen sesin ağlayışını yürekte Dokunamadan kan revan arenaya, hep bir ağızdan başladı arya …/Mart ya da martı çığlığı ne fark ederdi ki duymak istemedikten sonra… /Ayağı kırık tahta masada kazılı birkaç söz süzülen gözden Yoksa taht mıydı? Kekeme kelimelerin yokuşunda pranga bekleyen ses Güya söylenmez dünün bugüne revası Söyle bana cânâ, bu sürgün sevdada kimdi payda/ Yokuşlarını gizledi yollar ışık oyunlarıyla ilk başlarda gün batımı kandırmacısıyla Varak boyalarla renkler silindi boydan boya prangalandı gökyüzünün gerdanlığı Ama korkudan değildi, namus belasından dillerin susmak bilmez zifiri karanlığı Bir nefesi paylaşmak için tek cevza parlıyordu kıvılcımıyla feryadın sesine şimdi Sürüngenler, aldılar orkestranın enstrümanlarını her biri birbirinden afili Güftenin sırları açık-saçık, iktidarın iktidarsız şehvetiyle nasıl yorgun ve asude Koklayamadan gözyaşını, bestelendi tortular rengidil makamında …/ Taht ya da tahta prangası ne fark ederdi ki söylemek istemedikten sonra… /Ayn ile sır soluğu kesik gecenin gölge perdelerinde Yoksa ayna mıydı? Âmâ manzaraların buğu kazanında istim gücü günahlar Güya görülmez faydanın tutkulu dorası Söyle bana cânâ, bu katran yalanda kimdi ayda/ Sırasız sıralanmıştı şimdi bütün rakamlar çizginin altına ayda koyunda İşaretler olmaksızın nasıl çıkarlardı işin içinden hesapçılar düşse de başına Günahların kokusu bir bir sızmaya başlayınca saklandıkları koyaklardan Gür sesi duyuldu bulutların hızla gelen mutedil dalgaların yolundan En tepeden başladı sağanak bulanık görüntüden kaçarlarken yaprak altına Yiğide vurgun bir çift buğulu göz ıslak sarhoşluğunda uzattı elini ak pak Hissedip kalbin atışını sevdayla aynı anda başladılar bu son dansa …/ Ayn ya da ayna buğusu ne fark ederdi ki görmek istemedikten sonra… hala hiç bırakmamacasına sarılıyorum kürenin orta yerinde hafifçe sallanarak sanki duyulmayan bir melodinin ritmine uyar gibi başım omzunda hiç bırakmadan öylece sarılıyorum sıkıca… şimdi sen de kaldırıp başını bakma bana, gözlerime de... sadece başım öyle kalsın omzunda kıpırdama... konuşma… öylece... o kulaklarımıza dolan melodi dans ettiğimizi sansın biz kımıldamadan duralım sadece hissederek… usulca dudaklarım dudaklarına değsin temasında sevgimin sıcaklığı ve duam sana, bugüne, yaşadığım en mutlu zamanlarıma minnet

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.