Ş Şahan Çoker

Şahan Çoker

51 şiir · 1964 —

0 Altın Yaprak

Tokat'ın Zile İlçesinde doğdu. Babasının memuriyeti nedeniyle çocukluğu çeşitli taşra kasabalarında geçti.Yazdıklarını yayınlama fırsatını Üniversite tahsili (G.Ü.M.E.F) için Ankara'ya gelmesinden sonra buldu. Mavera, ikindi yazıları, kelime, üç nokta, hatay, dolunay, düşün, itiraz, ülke, gerçek hayat, diriliş postası, değirmen gibi dergilerde yayınladı. Şiirde ikinci yeni kuşağının ve özellikle İsmet Özel'in etkisinde kaldı. Genelde toplumsal temaları işleyen Çoker aynı zamanda resim ve tiyatro ile ilgilenmektedir. Anadolu kültürünün de sürrealist bir çok ögeyi barındırdığını, bir çeşit modern halk ozanı olduğunu söylemektedir. ' Üretilen her sanat eseri Dünya'nın anlamlandırılmasına önemli bir katkıdır; ancak ülkemizdeki sanat sevicileri sağırlar diyaloğu içerisindedir. Kıpır kıpır ve canlı binlerce üretimi ve bu üretimin yeşerdiği alanları ısrarla görmemezlikten gelmelerinin arkasında, kendi payidar olma düzlemlerini ellerinden kaçırmak istememeleri yatmaktadır' diyen Çoker, Türk Kızılay'ında aktif olarak çalışmaktadır.Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir.İzmir'de eğitim yöneticisi olarak görev yapmaktadır. şiirim üzerine; Biraz kendimden daha doğrusu şiirimden bahsetmek istiyorum.Şiiri seven şiiri yaşayan kendini şiiriyle tanımlayan ve Türkiye’de bütün olumsuzluklara rağmen şiir yazan ve söyleyenlere karınca kararınca destek olmaya çalışan bir şairim.İyi şairim ve iyi şiirler yazıyorum gibi şahsi iddialarım yok.. Geçirdiğim 25 yıllık şiir serüvenimde sürekli olarak kendi sesimi aradım..Heceden, aruza klasik şiirle haşır neşir oldum..Daha sonra modern şiiri denemeye başladım.O süreçlerde şiirin bir üst dil olduğuna entellektüel bir gizeminin bulunmasına ve söylenenin akademik karşılığına inanıyordum..öyle de yaptım uzunca bir süre.. Sonradan ise kullanılan bu üst dilin kendi kısır döngüsü içinde aydın veya sanatçıyla, halk arasında ciddi bir uçuruma,sağırlar diyaloğuna neden olduğunu düşündüm. Birbirimizden ne kadar habersiziz dedim.Çünkü; artık şiir bu ülkede gündem oluşturmuyor,geçmişteki işlevselliğini hızla kaybediyordu.Yani Nazım'la Peyami'nin tartışmalarının ortalama okuyan insanda, hiç olmazsa üniversite gençliğinde bir karşılığı verdı,Özdemir Asaf'la, Necip Fazıl'ın da.. Ve bir Donkişot’luğa soyunarak, kendimce bir yol aramaya başladım..Şiiri herkese açmak için dilini anlaşılır kılmak ve okunur ya da dinlenilir duruma getirmek istiyordum.Bu nedenle sokaktaki insanın kullandığı dile yaklaşmaya çalıştım..Gerekirse argosuna..Onun algılarına göre betimlemelere gidiyordum.Bildiği hikayelere atıfda bulunuyorum,onlar süleyman’ın kuş dilini bildiğini, Mansur’un derisinin yüzüldüğünü, Musanın kızıl denizi ikiye böldüğünü anlatıyordu birbirine.. yani herkesin sokaktaki boyacının da bildiği hikayeler,ve aşk..hayatın olmazsa olması..herkesin bir kere olsun yaşadığı sancı, birazda toplumun ve dünyanın nasıl olması gerektiği mühendisliğinden çıkıp onların yüreğindeki olması gerekenlere dokunmaya başladım…Sonuçta kendi adıma modern bir halk ozanıydım, şiir artık bir üst dil olmamalıydı.. Modern şiirle klasik şiirin iki önemli çözülmesi gereken handikabı vardır..Klasik şiir kurallarıyla sınırlama getirdiği için şiirin yeşermesi gereken özgürlük alanını daraltır, şairin sesini bağlar..Buna karşılık çok değerli ve estetik ürünler sunar.Klasik şiirde harika bir ses vardır emek vardır bunlar da inkar edilemez...ama yeterince samimi değildir...Modern şiirin en büyük handikabı da ses ve estetik açıdan kaygısızlığı,vurdum duymazlığıdır...Anlatma ve gösterme arzusu bir üst dil olan imge ile birleşince artık ses kalmamıştır..Şimdi sürekli şiirde ses üzerine çalışıyorum..Klasik sanatlardaki lugaz,irsad gibi yapıları modern şiire taşımaya çalışıyorum..Bunlar bir çeşit denemeler. Bu tür platformlarda da insanlarla en azından şiirle bir şekilde buluşmuş insanlarla tanışarak, okutarak yaptıklarıma karşı tepkilerini anlamaya çalışıyorum.. Sonuçta bütün bunlar bir çeşit şiir emekçiliği.cidden çok çalışıyorum..becerdiğim tartışılır.. saygılarımla

Sarı Ceketli Yalnızlık 2005 vadi yayınları

  • HÜzün Entarisi 1012 okur kitaplığı

Şahan Çoker şiirleri

Arama yardımı

Sesine örüyor gece sağır duvarını Ve duvarın iflah olmaz sırrını Zaman kirli gömleğini çıkarır gibi Acısını yüzümün incesinden çıkarıyor…

Tılsımlı sözcükler Renkli esvap Bakire öpüşleri Yaşım onyedi…

Gözleriniz geçti yine Adınızın geçemediği bu şiirden Ve çatlamış haritaları geçti şehirlerin Ellerimi haritalarda…

Gülüşümü saklıyorum sokaklardan İnfaz etmesin diye şehir dudaklarımı Aklımda kurutulmuş aşk şiirleri Zillerine basılıp kaçılmaktan…

Ey..! şehir..şehriyar İzmir Kanayan ve kanadıkça güzelleşen şehir Körfezine vurmuş bir erkek ölüsüyüm Şimdi; anaların doğurmuyor…

Ağzı ateşle süslü bir gece Beyaz gerdanında kızıl bir kolye Dinle dedin bana nehri göstererek Kağıttan gemilere binmiş…

Hakan Albayrak’a Apansız ölüveriyor menekşeler Cenaze törenleri rengarenk oluyor…

Şehrin en belalı çocuğunun elinde Mısralar tetikte ve tehlikelidir Hele çırılçıplak dayandıysa ayrılık Bir tren istasyonuna…

Çöl karardıkça, şehirler küçülüyor Kudurgan avcı salyaları akıyor sokaklardan Dünya küçülüyor Çocukların yumrukları kadar oluyor…

Offf..! Yahya'nın raks dediği olsa gerek Şalsız, gülsüz, çıplak ayaklı Ateş kuşları düşüyor yüreğime…

Ben tütün sarısı, Sen göz karası Bizdedir artık, çıldırmanın sırası Biliyoruz…

Ne şehirler yakacaktım ben yeryüzünden Sırf yalınayak yürüyebilmek için Kaybedince meydanlarımı Gözlerimi kaybedince…

15 / 51 gösteriliyor

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.