Ezancı

S Selçuk Bekar Selçuk Bekar
0 Altın Yaprak
Kaf Dağı'ndan mı, bilmem, o ses nereden gelir, Ben, gerçekleri uyur, hep o sesi yaşardım Balkonlardan aşırır ufacık kalbimi sır, Bildik pencerelerden, meçhûle taşınırdım Güneş, çirkin doğardı saf çocuklar üstüne: Yakan top, saklanmaca, seksek neye yarardı? Anlatacaksa bana bu büyülü dâveti, Birkaç ihtiyar yıldız, bir büyükanne vardı ... Bir büyükanne yoktu: 'Ses'e gitti dediler Götürdükleri yerde taşlar dikili bahçe: Ammâ sesten eser yok, mırnav mırnav kediler, Kapısında bir demir ve üstünde kelepçe ... Okullar aldı beni 'Fizikçiler işledi' Göğsümü kurdu durdu hercâî bir vuruntu, Gurbet doğurdu gurbet. 'Yalan', böyle başladı Ben, 'Ses'i unutmadım... 'O ses', ve bir kuruntu: Düşman kovalıyordu sanki art arda günler Tekrârı olmayan bir müsâbakadan sonra Aynamdaki beyaz kıl ve yaşanmamış dünler, Gönlündeki 'Fî' dedi, haricinde ne var: 'Lâ'! Rüzgâr, hani derler yâ: 'Bir rüzgâr attı beni' Şu taş, Remzi'den kalma, o pencere kırıktı Demir kapı zincirsiz, taşların çoğu devrik Eridi vuslat mumu, içime kasvet aktı: ... Çocuk kalbime her gün hasret eken 'ezancı' Ne adını bildiğim, ne de gördüğüm amca Kırk yıl sonra önünde, 'eskiden bizim' evin, Gözüm boş minârede, gönlüm kördüğüm Amca...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.