İnfaza çekilmiş saatlerin akrep vuruşuyla, haylaz mart kapısındayım… Ağzımda bir esnemelik toprak kokusu var… Sele serpemi düştün adıma……
Harlanmış aşk'a baş kaldırışımın fotoğrafı; Alfabenin sol hecesinden toparlanmış yar; Sesimin yüksek uçurumundan gülümsediğim; Adının ateşiyle soluğumu ömrüme bağışladığım;…
Dalgındım gidişine Zeran… S/İstanbul'un dem siyah masallarının bin bir gecesinin kursağında Kerbela bir zamana dağılıyordum o vakit……
Sıratı müstakimden geçerken yüzüme oturan ateşten ar yağdırırım. Uykular okur beni Zeran; kör topal bir deniz, çalkalanır ansızın.…
Yüzümden geldim.. Nefes nefese kalan aklımın, delirme kökündeyim zeran. Bir karış büyüttüğüm tümcelerin sayılı alfabesi…
Ezan sesleriyle topladığım rüzgar, kuy-ı canana savrulacak… Yüzümde nefti gölgelenen ağlamaklı lisanım; sureti sirata, arazı cevhere,…
Bütün hiçlikler aynı zamandaydı... Seni gördüm; bütün ışıkların o aynadaydı... Dilin müsvette bir yalnızlıktı.. Cümlelerinin gözlerin de müstakil korkuların vardı...…
Uyan kursağından Yusuf;uyan… Geçmiş bimarım, rahnem uyan… Çığlıksız şaha vuran,düşlerimden nehlendiremediğim… D/ilimde patlıyor narın,yan……
Ete kemiğe bürünmüş sus payı kadar alaz dilli söz yaşları/n… maverasında rahne tutmuş bütün kaviller sesime geçen ilmek boyu kadar… içime yıkanır susların…gi/ri/t, adar sancılarıma…
Giderken, ağzıma sürdüğün bir avuç hüzünle beslendim sensizliğe, bu kendini bilmez kentin kilitsiz kapıları ardında. Ve sessizliğinde büyüdüm senli yalnızlıklara. Her büyüyüşümde h…
Vakti geldi… Kolları sıvansın masalların… Ve ya(n)zsın parmaklar ön/söz(ü) aralı(k) mevsimlerin de... Sabahların yad ellerine kınalanıyor kentler……
Çocukluğumun avuçları arasındayken düşlerim ve daha büyümemişken annemin dizindeki çocuk yüreğim, nerden bilebilirdi ruhuna adını bir muska gibi takacağını.…