Aşk-ı Adli (zeran 1)

Ş Şule İdiz
0 Altın Yaprak
Dalgındım gidişine Zeran… S/İstanbul'un dem siyah masallarının bin bir gecesinin kursağında Kerbela bir zamana dağılıyordum o vakit… Hatır-ı zarımda kader, inleyen hatıramda keder vardı... Yontulmamış ruhun terennüm aynaları kırılgandı… Eski bir matemin üstüresinden dökülen yüzümde biraz git, biraz kal çizgisinde üç günbatımı eşliğinde tualleniyordum siyah beyaz rengine Zeran… Enseme vuran gecenin kol yalnızlığında, pasaklı yüzümdün p/İstanbul'un dağınık kimliğine zanlanan c/isminle… Bilmediğim bir dilin dudak kenarında: gidişin kadar kıyısındaydım kendimi tanımadığım gölgelerimin kalmalarında… Gözlerimin sahnesi düşmüş oyuncu suskunluğumla birlikte, ne maviyi arayan nede maviye inanan oyunlar kalmadı soykırım düşlerimde… "Son kalmaları" oynayan tek kişilik yalnızlığımın replikleri perdelenmeli düne… İçime bir gidiş kestin Zeran… Karşılığı yok masalların… Voltalanıyor adımların dilimin sabır ekberine… Mevsimsizliğin en çözülmezi eylül; ateş-i sızı mühresini vuruyor dilimin "gittiğine inansam dönmeni beklerdim" kayıtlı şiir solu(ğu)na… Sığ bir limanın uykusunda, uykusuz keşfe dalıyorum izlerini Zeran… Avuçlarıma kiralanmış aşkın, oldurulmaz hesabını kesti parmaklarım… Gözlerimin kanına çanak tuttum sabahları… Ağzıma anne sütü y/arsızlığım… Gözlerime ölüm uzağında düşen Kız Kulesi tebessümleri, devriliyor en uğultusuz rüzgârında telaşlıca… Asıldıkça düşlerimin çığlığına, ilmeklerime kadar kan biçildim Zeran; ilmeklerime kadar sen kesildim… Bel bağlamış gitmelerinin kaçıncı hecesinde kirlenirim söylesene Zeran… Yastığımın uzaklara küf tutmuş yaşında daha ne kadar sokaklaşır düşlerim söyle… Yargılandım mahkûmluğunda Zeran… Önce hüviyetimin suretten surete geçişine, sonra nefti gölgeli aslıma yargılandım… İçimi aldım koynuma… Kursağımı dizerim idama müebbet ömrümün susturulmasına, sen yazgılı yanımla… Musalla üzeri secde-i rahmanda sabır kılınırım… Takvimlerden düşerken rakamlarım, avuç avuç kalbe sus veriyorum Zeran… Hınca hınç seni boğan alfabemin gizliliğinde saklambaç oluyor öznesi senli cümlelerim… Seni sobelemeye mühürleniyor kalemimin bozgun satır başları… Körebeliğine anlamsız kılındığını bilirim… Bana seni boğan bütün anlam, dilimin ritmine uyuşuk… Hece hece düşerim tecrit odalarının rutubet kokusuna… Bekle; bekle Zeran bekle… Bekle ki gelmeyeyim kendime… Azrail devrediyor hakkını sana… Ne söylesem sen düşürmeyecek miyim ağzımın kıyısına… Ayyaş kederimi veriyorum dilaltıma Zeran… Yaban denizinin üstüne ten ten pullanıyorum en hazan şıklığımla… Bozdum tüm sokaksızlığıma dilenen; soluğunu bağışlamadığın içimin bozgun yaşamlarını Zeran… Yüz durduğum rukuya sukutu niyet aldım… Tükenilmişliğimin haddi kendime kalamayışımdan aşkın… Yedi tepe selamını bozmadan çığırından çıkardın gitmeleri… Her türlü sebep sonuca inatsa şimdi Zeran yal/anla noktaları… İstanbul'da yedi tepe değil miydin Zeran... Öyleyse, dilime kırılan hıç/kırıkların nefesime fatihleşmesini sorgulamanda niye, söylesene… Ve şimdi… Susmak dilimin sadakası olsun, boynumun borcu olduğun imgelerime… Soruşturma var dilimin tatsızlığına… ADIM: AŞK-I ADLİ

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.