Aklın Kıyameti

T Talat Ülker
0 Altın Yaprak
Küçük bir çocukken ben Şehirler kurulmamıştı henüz Yürekler böyle kalabalık Kafalar bu kadar karışık Ve gözler karanlığa bu denli alışık değildi Beton süngüler saplanmamıştı göğün böğrüne Yıldızların gözüne mil çekmemişti cellatlar Kardelenler küsmemişti bahara Yağmurlar kirlenmemişti henüz Sevdalar bu kadar sıradan Emekler bu kadar değersiz Ve canlar bu kadar ucuz değildi Ne halt yemeye büyüdüm bilmem ki Şimdi yanı başımda silahlar patlıyor Kafatasım çatır çatır çatlıyor Adresini şaşırmış kurşunlar beni yaralıyor Ve yüreğim daralıyor Aşıma zehir Suyuma kahır Bu kahpe şehir Ardımdan avaz avaz bağırıyor Bağır kahpe şehir bağır Gözün kör kulağın sağır Ki ben seni yendim artık Lakin bedelin çok ağır Ben büyümeseydim Büyümek arzusuyla Yarım yaşamasaydım çocukluğumu Bedenim büyürken yüreğim küçülmeseydi... Göçmeseydim bu şehre Girmeseydim bu gölge seline Bu kadar kısaltmasaydı Sevdamın yollarını çelik atlar Bıçkın yüreğimi Bilenmiş ümitlerimi çalmasaydı yosmalar Keşke benimle yatmasaydı Berrak bedenimi kirletmeseydi Ve karnında günahımı taşımasaydı şehir Ne halt yemeye büyüdüm bilmem ki Aş eriyor Midesi bulanıyor Ve kusuyor şehir her sabah yuttuklarını Ve her akşam yeniden yutuyor kustuklarını Eşyaya mahkum zevklerin aynasıdır şehir Günahlarımın anasıdır şehir Ruhsuz bedenleri şehvetin mayasıyla yoğuruyor Kararsız sancılarda kıvranıyor Ve ikizimi doğuruyor şehir Doğur kahpe şehir doğur Gözün kör kulağın sağır Ki ben seni yendim artık Lakin bedelin çok ağır Bu ruhsuz Bu şekilci hayata Alışmamakta direnen yüreğime Kim yoldaş olur Ve kim duyar çığlıklarımı Kaldırımlarda çiğnenmemek için Duvarlara tırmanan sarmaşıklar mı Zemheri ayazlarından korunmak için Kalorifer bacalarına yuva yapan kargalar mı Kafeslere kapatılmış kuşlar mı Saksılara sığınmış çiçekler mi Ya da kabuslara dönmüş düşler mi Ne halt yemeye büyüdüm bilmem ki Biliyorum şehirlerde kopacak kıyamet Beton mağaralardan çıkıp saldıracak Yecüc-mecüc Bu soğuk kaldırımlarda Birbirinin gölgesini çiğneyen bu hissiz yığın Ahir zamandaki resmidir insanlığın Yakıtı taş ve insan Olan bu hengamede Sahipsiz gölgelerin boynuna asmış surunu İsrafil Zebanilerini çağırıyor şehir Çağır kahpe şehir çağır Gözün kör kulağın sağır Ki ben seni yendim artık Gözün kör kulağın sağır Kulaklarına kurşun döktüm Can havliyle bağırıyor şehir Gölge tapınağında her akşam Kırdığım putları imdadına çağırıyor şehir Ağız dolusu küfürlerle Ardımdan avaz avaz bağırıyor şehir Kanlım olacak Ya da elimi kana bulayacak bu şehir Biliyorum Bağırıyor şehir Çağırıyor şehir Doğuruyor şehir Ben ölüyorum...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.