Adını Ömrüme Serlevha Yaptım Gitme..!
T Tuba Özdemir
0
Altın Yaprak
yağmurlu bir günde düştün parmak uçlarıma.
Bin hüzünle dolandın kalemime...
Gitme....
İki dirhemlik an uğruna zamandan kaçıyorum.
Rüzgâr çarpıyor yalnızlığımın harf boşluklarına.
İmlecim üşüyor…
Ve her gözyaşımda bir alt satıra düşüyor.
Hangi satırdasın?
Büründüğün kimliklerin sığınağında mı unuttun adını?
Seni bulmak için daha kaç satır düşmeliyim hayatımdan?
Üç noktayla başlayan ömürde çoktan paçalarını
sıvayıp giryelere yürüdü yüreğim.
Çoktan suskuların parantez içlerine gömdü seslerini.
Şimdi dar geçitli bir harfsizlik ensemde…
Uykusuzluğumu alfabeme yama yapıyorum.
Küçük kapılardan geçip büyük mutluluklar ülkesine gitmek istiyorum.
Zoraki uyuyorum farklı bir diyara göz açmak için;
ama yine kâbusundayım .
Yine haykırarak uyanıyorum satırlardan.
Vakit bizim için hiç tam vakti vurmadı .
Aynı akreple yelkovanın içine sığmadı hayatımız.
Saniyeden başlayıp yıllara yürüyen zaman dilimleri düştü üzerimize.
Kesişmez yollar doldurdu sen-ben arası boşlukları.
Büyük bir düş muharebesinde aynı tarafı bile paylaşmıyoruz
Bir tarafta hüznüyle yok ettiğin hırçınlı ben,
diğer yanda masalına defalarca düğüm atıp
o masalın tek zerresinde dahi aslını oynamayan sen.
Ne yapmalı?
Kendimi mi savunmalı?
Kendimi yok etmek adına seni mi tutmalı?
Kirpiklerim parmaklığa bürünmüş
ve göz kapaklarımda büyük bir düş…
Satırlarda, ömrümdeki ünlemleri besliyorum.
Fonda bir acı inletiyor kabuk bağlamış yaralarımı.
Daha ne kadar aynı yol üzerinde
dikenlere basarak yürüyebilirim
Daha ne kadar kalbi bir düşe satılmış
failliğimin yakasında iğreti durabilirim?
Yakışmıyordu bir masalın haritasını çizmek avuçlarıma.
Çizilmiş masallar bulmalıydım.
Bir bir sıkıştırıp ceplerime uygun vakitlerde yürürlüğe koymalıydım.
Belki o zaman daha az yanardım.
Belki o zaman silgiler dokunurdu kara damlalarıma.
Çalıntı masalların figüranı olurdu kalemim.
Baştan sona yazılmış bir düşün uygulayıcısı…
Yok …
Başka kalemlerin harfleriyle olamam.
Başka mürekkeplerde boğulur lisanım.
İyisi mi çizmek bu masalı avuçlarıma,
kanaya kanaya…
Ben masalların çocuklara anlatıldığı bir öğretinin eşiğinde büyüdüm.
Okumayı masallarda öğrendim…
Hiçbir masalda çıkmadın karşıma.
Kalemim seni döktü satırlara.
Masalları tersine döndürecek bir surette,
varlığının ispatını döktürdün hecelere.
Bildik bir masalın aynı tadı vermesi olmayacak yazılanlar.
Mutlu sonların mutsuzluk iplerindeki asılmışlığı vuracak beyinleri.
Sen bile kendine ağlayacaksın belki.
Sen bile kendinden bu kadarını ummayacaksın…
Her yazıda son bulup yine her yazıda can bulacaksın.
Seni yazarak yaşatabilirim ancak…
Cesaretimin harf yüzü…
Bu kadar saklanmasaydın düşlerime belki bu kadar içime ağlamazdım.
Seni bu denli aforoz etmişken dilimden bin bir ağıtla dönmezdin.
neye yazdıysam kalemim kırılmak istedi hep.
Seni cümlelendirmek için kendimi harfe indirgedim.
Şimdi belki de bundan asudeliğim haykırıştır benim…
Yanlış bir zamanın gün doğumundayım.
Bakışlarım bile acıyı döküyor ellerime.
Kalemim masalında yorgun hissediyor kendini.
Yazıyorum, yazdıkça yüreğimi karalıyorum.
Yazdıkça siperlerime acı sözler düşüyorum.
Kaleminden çıkanları aklıma döktüğüm
Yitik Umut'tan sözler düşüyor kalem ucuna;
"dilimi dikenli tellere sardım,
konuşsam senden önce ben kanarım.
" Ve daha birçok söz vuruyor dilimin kıyılarına…
Kendi kalemimin yazdıklarından uzak,
kaleminin tümcelerine sığınıyorum yazarın.
İçim acıyor.
Bak, masalında yeni kişiler soluk buluyor.
Gecenin en koyu renginden,
sabahın ilk ışıklarına dek kurulan düşlerin hüzünlerinden,
bir yama bulup yamar kalemine benliğim.
Öyle vurur ki kelimeler satır canlarımı;
satır çizgilerim yok olur gözlerimden.
Satırlarım birbiri üstüne yığılır.
Düş savaş olur bir an.
Bilenler bilmeyenlere seni anlatmasın …
Bilenler bilmeyenlerden seni saklasın…
Ki sen kendine bile, bilmeyenlerden daha uzaksın…
Kalemime pelteklik bulaşıyor …
Sen dışında her şeye kapatıyorum ağzımı.
Kül rengi bir düş yine karargâh kuruyor efsaneme.
Yine küllere gömüleceğim.
Yine yanıp yanıp söneceğim…
Adını ömrüme serlevha yaptım …
Şimdi kim sorsa beni sana çıkar yol…
Kim sorsa seni bana düşen susmak oluyor.
Ötesi de yok ki .
Adımın tezadına düşmüş üç heceden ötesi yok…
Susmuyor dilim.
Kalem kâğıttan uzak duramıyor.
Ne yapayım ?
Nasıl öldüreyim kendi masalımı?
Silmeyi denesem izi belli oluyor artık aklımın defterlerinde.
Silmesem yazdıkça hüzün işleniyor her bir harfime.
Adıma küsüyor kalemim.
Yağmurlar hecelerimi yağmalıyor.
Yazılacaklar aklımdayken kaleme ihtiyaç mı duyar ellerim
Parmaklarım yaslanmışken koca bir masalın ardına,
ölüm o parmakları düşten çekince mi olurdu ?
Biliyorum bitmeyecek…
Biliyorum son değil…
Ben noktasını koyamıyorum …
Kır kalemimi ötesi yok
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş