Ayaz(kırılgan Narin Çiçeğim)

V Vedat Koparan Vedat Koparan
0 Altın Yaprak
(sözü vardı unutmadığım yaşanacak "güneşli güzel günler" adına tarihi yeniden yapanların) ne yakacak var nede para sesler yükseliyor çelişkiler sapağında yukarılarda tef çalıyor piyasalar durgun aşağıda ekonomi kan ağlıyor kimin umurunda kurbanda asılmışız say-(d) damca haraç mezat denmeden söz ola satılırız yalanı yaldızlı özele özel tarifeyle bir koyundan kırk deri yüzer maliye haciz gelir kapımıza onlarca yıl sürer mi? enflasyon bir ülkede ne yöneten memnun nede yönetilen değişir zamanlı zamansız yöneten sürekli kriz denir bunun adına aratır gideni gelen konuşur tepede papağanın puştu yıkılır işçinin kışta bile gecekondusu işsizlik katar olmuş aşsızlık uzun yol arkadaşı ne çok vardır çözülmeyen sorunu emekçi kendi vatanında "işgalci " buralar devlet arazisi dağıtılır vurguncuya haine "yağma hasanın böreği" sürdükçe devri saltanatı bu alt üst oluşta söner küçülen yaşamları düşündükçe evsiz kalanları birilerinin acısı birini bu kadar sarar mı? tut beni göğsüne bas duymak istiyorum sıcaklığını üşüyorum anne ıslık çalıyor yırtılası uykulu gece bakıyorum suskular büyürken içerden dışarı dışardan içeri rüzgâr kardelen türküsünde bu ne kalabalık bu ne kargaşa geceyi örten perdeler yok pencerede çokluğa inat odam ne kadar sessiz yıldızlar aydınlatmıyor güneş çekilmiş ısıtmıyor anne geleceği yakanlar yatmış açlığa söylüyor ezgisini gözbebeklerinde direnişteyim grev çadırında yanıyorum üşürken bile bayram gelmiş sarmaş dolaş f tipi cezaevinin hücrelerinde kış yangınımı bu kağıttan kaleler yaptık düşlerimizde neden dallar böyle çıplak yoksun deniz kül renginde gelemedik yine bir araya sevgi sağanağı kolların nerede kan sızıyor yıkılası duvarlar duymuyor anne tepemizde hep güdük bir ucube mavisi puslu bulut bozkırın başkentin eteğinde sanki anadolu da yitik bölge bağrımda karataş kocaman utancın kaldıysa utan kar yağar inceden zorlanır kırmızı düldül buz tutan yolda saki de yokuşu tırmanırken gün yorgun yollar yorgun çöker koltuğa gözleri kapalı tek düze beden yakası kalkık ceket gibi içerimi deler geçer zaman köpek havlamalarıdır duyulan sesin çekildiği tüm gecelerde andır konuşan yola yaya koşulan gider gelirim renk cümbüşü çiçeklerle her gün doğa şekillenir ellerimde ellerim ki sevdiğim yaşam çizgileri belirgin kanamalı bir yaradır gül diken içinde gecelerin nöbetindeyim güneş kovalar gözlerim bu fırtınada zamansız düşer kozalaklar büyür yosun kokulu özlemim insan ormanında bir başınalar eski bir tarihten dile gelir isyan eşlik eder yetim kalan şarkılar hasretim yitik zamana çoğalan tırnak ucu uzamayı bekler her mevsim kaktüs direncinde maki ağacım sabrı demler doğur beni sürgünüm gözlerine batar göz ucu bakışında kırık kirpiğim körfezde doğuma sancılı bekleyişim yan yatmış kayıklar misali dalgın suya kapılır hayalim tetik düşüren elin elimde merminin tene değişinde taç yapıp yıldız yağmurlarından bendeki sıcaklığınla bekle ateşe yürüyen büyük sevdam yolcuyum sonsuzluk ve mavide iç kanamada kan gülüm özlem yoğun acı derince büyümeli büyütmelisin bu kar yangınında varsın desin birileri değmez ölümüne direnip savunmalısın yaşam adına sen yinede bir kitabın önsözü söylenmedi sonsözü geleceksin bahar kokulu zamanlar için geleceğimsin ben sensem sende bensin kırılgan narin çiçeğim

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.