Y Yannıs Rıtsos

Yannıs Rıtsos

44 şiir · 1909 — 1990

0 Altın Yaprak

Peloponez yarımadasında Monemvasia'da doğdu. Ritsos liseyi bitirdikten sonra, on yedi yaşında Atina'ya gitti. Daha sonra yüksek öğrenimden vazgeçti. 1927–1931 yıllarını verem hastalığı nedeniyle bir sanatoryumda geçirdi. İlk şiirlerini bu dönemde yayımlamaya başladı. 1931'te komünist gruplara katıldı, bu şiirinin doğrultusunu çizdi; ilk şiirlerinde burjuva karşıtı devrimci sanatçıların çizgisini izledi. Trakter (1934, Traktör) adlı, Sovyetler Birliği'nde sosyalist düzeni ele aldığı ve teknik temasını da Yunan şiirine sokan ilk kitabında, nihilizme karşı tavır aldı. Epitaphios (Yazıt-Mezar Yazıtı) (1936) adlı kitabı Atina'da Zeus tapınağında, faşist cunta yönetimi tarafından törenle yakıldı. Şair, solcu siyasal görüşleri yüzünden Metaksas (Limnos, Agios Evstratios, Makronisos adaları) ve Papadopulos (Giaros ve Leros adaları) dönemlerinde Ege Adalarında sürgün olarak yaşadı. Ayışığı Sonatı (1956) adlı kitabıyla Ulusal Şiir Ödülü'nü, 1976'da Etna-Taormina Şiir Ödülünü ve pek çok uluslararası ödülü kazandı. Ritsos'un otuzdan çok kitabı yayınlanmıştır. Ritsos 1977 Lenin Uluslararası Barış Ödülü'nü almıştır. Ritsos, metaforlarla örülü şiirlerinde, Yunanistan coğrafyasını arka plana alarak, yurtseverlik duygularını işledi. İnsanın günlük yaşamdaki durumuna yaklaşımı, nesnelere duyduğu ilgi, ayrıntıları bütün yalınlığıyla yansıttığı kısa şiirlerinde iyice belirginleşir. Yannis Ritsos'un Monemvasia,Yunanistan'daki mezarı Şiirleri 80 kadar dile çevrilmiş ve milyonlarca insana ulaşmıştır.

Alışkanlıklar Da Değişir

  • Umarsız Penelope
  • Yaşlı Kadınlar ve Deniz
  • Helena ve Nöbetçi
  • Boyun Eğmeyen Ülke
  • Graganda
  • Erotika
  • Dikkatli Ariostos (Anlatı/Roman)
  • Seçme Şiirler
  • Tüm Şiirleri
  • Ölü Ev
  • Taşlar, Yinelemeler, Parmaklıklar
  • Bir Mayıs Günü Bırakıp Gittin

Yannıs Rıtsos şiirleri

Arama yardımı

Yoksul, çok yoksul topraklar; kavruk otlar, taşlar – seviyorduk o taşları, onları işliyorduk. Zaman geçiyor. Göz kamaştırıcı gün batışları. Camlarda kızıl bir parıltı.…

439

Harabeye dönmüş bir denizci mahallesi. Uykulu gece lambaları. Köhne meyhaneler sıra sıra dizilmişler umutsuzca Devlet hastanesi kapısında bekleyen yoksul kadınlar misali. Karanlıkt…

445

Ağılın önünde sigara içiyordu müze bekçisi. Otluyordu koyunlar mermer kalıntıların arasında. Daha ötede çamaşır yıkıyordu kadınlar ırmağın aşağısında. Demirci dükkanından çekiç vur…

444

Bırak ben de geleyim seninle. Ne kadar da güzel ay bu akşam! İyidir ay, iyidir, -kimse görmeyecek…

325

Gece karşımızda, pencereleri kapalı iki katlı yetimhanenin cephesi gibi duruyordu. Ertesi gün, ağaçların altında bir kadın…

443

Islanmış parlıyor damlar ay ışığında. Kadınlar şallarına sarınıyorlar. Evlerine koşuyorlar saklanmak için. Biraz daha oyalansalar eşikte, onları ağlarken yakalayacak…

449

Çocuğun gördüğü düştür barış. Ananın gördüğü düştür barış. Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.…

379

Yavaş yavaş gece iniyor mahalleye. Uyuyamıyoruz. Şafağı bekliyoruz. Bekliyoruz ki güneş bir çekiç gibi çarpsın saç damlara, çarpsın alınlarımıza, yüreklerimize,…

389

sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede ama görmüyorsun. gece olmuş,insan neyi görebilir ki? artık,senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok,diyor…

446

Yapraklarla gizlenmişti yüzün. Birer birer kopardım yaprakları sana yaklaşmak için. Son yaprağı kopardığımda, sen gitmiştin. Sonra bir çelenk ördüm kopan yapraklardan. Kimsem yoktu…

330

Sessiz gece. Sessiz. Ve sen vazgeçtin beklemekten. Nerdeyse dingindi her yer. Birden, orada olmayan kişinin o canlı dokunuşunu duydun yüzünde. Gelecek.…

461

Bir mayıs günü bırakıp gittin beni, seni o mayısta yitiriyorum, o sevdiğin bahar mevsimi, yavrucuğum, çatıya çıkıp güneşler içindeki damdan insan dolu dünyaya…

423

Her şey düzenli, sağlama bağlanmış, mantığa uygun, nerdeyse insancaydı. Üstlerine düşeni yapıyordu kentin tapınakları; Athena da adaleti koruyordu; görünmese bile, hep o…

415

Bir şey bilmiyorum - dedi - bir şeyim yok, bir şey değilim buradaysam, dünyanın içinde, çakılmış bir büyük kanatla göğsüme, o'dur öğrendiğim tek sözcük, söyler ağlarım- onu tanıyor…

437

15 / 44 gösteriliyor

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.