Erguvan

Z Zeki Kumova
0 Altın Yaprak
Erguvan kokusunun sardığı gecede Yıldızlar kayan yüzümde Meskun mahal dilimde Adın yazılı Bir türlü konuşamam... Sorma... Sorularından sıyrılamam... Yaşlı falcıların başa çıkamadığı geleceğimde Rüzgarlı saçlarımın örttüğü alınyazımda Ve gözlerimle duvarıma çizdiğim gravürlerde Adın yazılı Okuyamam... Heceletme ezberlerimi... En çok suskunluğun lisanı yorar dilimi... Hüzün ürpertisine alışık tenimde Fotoğrafına çerçeve gözyaşımda Sol elle yazılmış okunaksız bir yazı geleceğim Pulunu yapıştırmayı bir türlü beceremediğim bir mektup Konuşup da söyleyemediklerim Ne kadar uzaksan o kadar yakınsın. Güncemin yırtık sayfaları sensiz zamanlar. Yokluğuna ziyan zamanlar makaslıyor biyografimin katran sarısı yapraklarını. Gülümsemelerini uzaktan görmek yıldızlar düşürüyor içime... ki ben çoktan vazgeçmiştim gökyüzündeki yıldızları saymaktan, her yıldızın bir gün kaydığını öğrendiğimde.... İsmini mıhlıyorum dudaklarıma ama konuşamıyorum (oysa kaç kere uyanmıştım sayıklayarak ismini ve fotoğrafını; bir bardak su gibi bilmiştim başucumda....) Aşk; farklı dünyaların insanlarının kurduğu ortak bir dünya Erguvan. Ben senin yörüngendeyim oysa. Bir senin etrafında dönüyorum (tavaf ediyorum gövdende) bir de kendime dönüyorum her seferinde. Belki daha büyüyeceksin, aşacaksın bulutları. Görüp yıldızları, bir yıldız tutacaksın bir de dilek, belki kendin belki de herkes için. Ve ben hiçbir dileğine ek bile olamayacağım, hiç beni seçmeyeceksin gökyüzünden. Ben de, "ben buradayım" diyemeyeceğim hiçbir zaman... Bir nefeslik uzaktayım oysa Görmüyorsun Erguvan... Uzaklardan... Aslı astarı yok; yanı başından... Bakışlarım bile kekeliyor ismini Nikotin asıllı bir siluet oluyorsun dumanımdan Yoksun... oysa içime düşüyorsun en sevdiğim şarkıların notalarından Yolu yok, yordamı yok İnsan, iyiden iyiye tekilleşiyor yokluklar çoğaldıkça Durmaz bu yağmur, eksilmez zaman Gökkuşağı rengine mecbur Duyuyor musun? Erguvan.... Erguvan ağacının gölgesinde karalıyorum Yokluğuna tercüme bu satırları Bir vapurun dumanları anımsatıyor gidişini Bir balık ağlıyor içimde Sığ sular ne kadar uzak çırpınıyorum yokluğunun derinliğinde Yalnızlık maviliğinde her kelimem bir kulaç Her kulaç ; bir damla gözyaşı beyaz kağıdın kanına giren Deniz kıskanıyor tuzunu Yaşlı bir balıkçının ağlarına takılıyor içimin akvaryumu Yanaklarım yanıyor Biraz da içim acıyor açıkçası Ama yutkunuyorum Düzmece anlamlar yüklüyorum hayata İçeriksiz ifadeler takınıyorum Bir sahte gülüş yapıştırıyorum dudaklarıma Uymak için aitlendirildiğim yaşamın sosyaline Her tesadüf karşılaşmamızda olduğu gibi Kimse farkında olmuyor yokluğunun Bir ben kalıyorum Hiç kimsenin evlat edinmek istemediği çocuk gibi İçimde yaralı aşkların tarihsel kini Hiç bilmediğin ve bilemeyeceğin gibi... Heybetli güzel ağaç Erguvan Köklerin yüreğimde öylesi acıtan...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.