Gurbet Yolları (Her Devrin Gariplerine...)

Z Zeynal Yaman
0 Altın Yaprak
Hasret bir kor gibi içime düştüğü anda Ben de buldum kendimi sılamın yollarında Eskiden beri âşinadır bu yollar bana Benim âşina olduğum kadar bu yollara Yıllarca arşınladım durdum gece- gündüz Geçmez bu yolların bir saniyesi hüzünsüz Hüzünlü başlar hüzünlü biter bu yolculuk Arkada beklerken yollarımı çoluk-çocuk Ben sılada bile yaşarım her an gurbeti Nerededir bilmem ki gönlümün memleketi? Yolumun her iki ucunda bir bekleyen vardır Bir ucunda anam varsa öbür ucunda yârdır Parçalanmak için gelmiş gibi şu cihana Parça parça olurum ermek için her yana Bir yanda sevinç diğer yanda hüzün doludur Benim için yolun her ucu gurbet yoludur Yollar mı beni kavuşturur ben mi yolları? Bu sorular budarken tutunduğum dalları Karşımızda uzayıp giden Vuslat Denizi Engin ümitlere doğru çekiyordu bizi… Yollar yer yer kıvrılıp sahile iniyordu Arabamız zaman zaman rüzgâra biniyordu Martılar sahil boyu kuşatırken denizi Segâh bir şarkı mest ediyordu hepimizi Şarkılarla buluşunca duyguların dili Çıkarttırmıştı herkese cebinden mendili Gözyaşlarının notalaştığı andı bu an Sanki büyük bir bestekârdı her bir ağlayan Hüzzam makamında süzülürken gözyaşları Diyordular biziz gariplerin yoldaşları Bu tevhidi ağlayış içinde ben bir damlaydım Öyleyse herkesten daha çok ağlamalıydım Bu sözüme şahit olsun diye duyan herkes Verdim gönlümün tellerine Davudî bir ses Ben ki bu yollarda inleyen kırık bir sazdım Aşkım olmasaydı bu kadar ağlayamazdım Yollar sessizce örerken dostluk bağlarını Biz de selamlıyorduk Biga'nın dağlarını Bir an önce düze çıksın diye arabamız Başlamıştı rampalarla olan maceramız Bir hıyaban cennetinde dalınca düşlere Ağlamalar bıraktı yerini gülüşlere Atmak için yeni dostlukların temelini Herkes uzatıyordu birbirine elini "Yolculuk nereye? " diye başlayan her sohbet Bir anda geziyordu memleket memleket Kimi anlatıyordu yolculuk nedenini Kimi susarak gösteriyordu madenini Sohbetin sıcaklığı her yeri kuşatmıştı Sanki herkes sohbetin uykusuna yatmıştı Yürekleri hoplatan acı bir fren sesi Bir anda döndürmüştü kendine herkesi Bir kamyon rampada boşa atınca vitesi Canavara benzemişti freninin sesi Felaketin kapıya dayandığı bir anda Kurtarmıştı yüce Yaradan bizi son anda Hamt hâlinde yükselirken Mevlâ'ya dualar Arabacıya da yağıyordu beddualar… Dualar ve beddualar… İki zıt ruh hâli Neden arzular ki insan bu kadar muhali? Mademki bu sualin cevabı yoktur bende Varsın bir hayalet gibi gezsin bedenimde Böyle deyip günlüğümü alınca elime Gayri ihtiyari şu sözler geldi dilime: "Bir garip ölmüş diyeler Üç gün sonra duyalar Soğuk su ile yuyalar Şöyle garip bencileyin" Gariplerin ölümü her zaman geç duyulur Belki de bu yüzden soğuk su ile yuyulur Fakat bu hız asrının tuhaf hâlleri de var Bazen bir garip ölse herkes anında duyar Artık her şey gibi acılar da hız kazandı Nedense bu anda gönlüm Yunus'u andı "Garibi ancak garip anlar" diye duymuştum Dost diye ben de yine bir garip bulmuştum Yolculara baktım hâlâ aynı yerdeydiler "Ya çarpışsaydık" diye pek kederdeydiler Şoför dağıtmak için arabanın dağını Durmadan büküyordu radyonun kulağını Ne düşündüyse bir anda vazgeçip bundan Bir visidi çıkardı önündeki kutudan Şöyle bir baktı sonra sürdü sidiçalara Ve durmadan eşlik etti klâsik parçalara Sonra Sanat Güneşi'mizin sesi duyuldu Her güneş gibi o da batınca unutuldu Bir devre damgasını vuran o muazzam ses Şimdi sidilerde alıyordu yeni bir nefes: "Kara gözlüm efkârlanma gül gayri Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım Mektubunda diyorsun ki gel gayri İbibikler öter ötmez ordayım" Şoför, garip bir nostalji sunarken bizlere Hüznün gölgesi bir anda düşmüştü gözlere Anladım ki mazi hep bizimle yaşıyordu Vakti gelince de içimizden taşıyordu Duygular fışkırırken içimizden dışarı Göründü karşıdan Bandırma'nın otogarı Beş dakika gibi kısa bir mola verildi Yolcular indirildi yolcular bindirildi Bu cenneti diyardan uçarak uzaklaştık Yeni yeni cenneti yerlerle kucaklaştık Arkamıza attık Karacabey Ovası'nı Soluduk Yeşil Bursa'nın kirli havasını Manası kalmayınca yaşayan insanların Rengi bile soluyor asırlık çınarların Karardıkça kalbimiz kararıyor tabiat Her geçen gün çekilmez hale geliyor hayat İşte böyle bir şehrin yeni garına vardık Yük namına ne varsa Es Adaş'a aktardık Gelen her yolcuyu dostları karşılıyordu Oysa benim yolculuğum yeni başlıyordu Hüzünlü başladı Bursa-Erzurum seferi Bendim yine bu seferin değişmez neferi Biri dedi: Hele dadaş de ki sen nerdensin? Bana öyle gelir ki sen bizim İspir'densin Yüzünde izleri hâlâ belirgin Çoruh'un Konuşman değişse de aynen duruyor ruhun Amca, dedim, beni bir kitap gibi okudun Hatta bir kilim gibi desen desen dokudun Gülerek, dedi: İnsanı yüzünden okurum Gerekirse ruhunu kilim gibi dokurum Pes, dedim, doğrusu, bu yolcunun irfanına Saygı duyulur ancak bu halkın kararına… Çekerken ellerimizi şehrin yakasından Geçiyorduk yeşil bir beldenin ortasından Baktım, ağaçların rengi bir başkaydı burda Bir başkaydı hayat şehirlerden uzaklarda Toprağa duyduğum özlem yeniden depreşti Bir yara ki içimde gittikçe derinleşti Nostalji sunmak için gariplerin gözüne Ben de serdim gönlümü bu yerlerin yüzüne Ey Âdem'in hayat kaynağı toprak anamız Neden bugün Âdem'den fazla kanar yaramız? Güneş sarı saçlarını yayarken dağlara Biz de elveda dedik bahçelere- bağlara Güle güle der gibi rüzgârın uğultusu Arkamızdan su serpiyordu bulut dolusu Bir anlık tören için gelmiş gibi bulutlar Gözyaşlarını sebil edip uzaklaştılar Bir sevki ilahiydiler geldiler, gittiler Onlar ki bağrı yanıklar için ümittiler Bu ümit vadisinin sığınıp gölgesine Çevirdik başımızı dağların zirvesine Duymak için semaların ruhani sesini Kuşatmıştı ağaçlar dağların zirvesini Bir âyin başlamıştı yerle gök arasında Bir âyin ki ucu göklerin de verâsında Bulutlar yer yer bu âyine katılıyordu Sanki vahyin tohumu yeni atılıyordu Ve gaybtan bir emir gelmiş gibi ötelere Göklerden nur yağıyordu bütün tepelere Vecd içinde kâinat durmadan dönüyordu İçimdeki hasret bir yanıp bir sönüyordu Bu cezbenin tesiriyle kalbim duracaktı Ruhum çıkıp bedenden arşa oturacaktı Bir anda koca bir âlem bana dar göründü Bir zincir gibi her şey peşim sıra süründü Artık ben önde onlar benim peşimdeydi Ve varlığın sırrı işte bu gidişimdeydi Gönlümün enginliğince bir hayli yol aldım Biraz daha aşkım olsa ötelere uğrardım Anladım ki aşk olmasaydı âlem olmazdı Olsaydı da böyle bir âlemde yaşanmazdı Ben dinlerken ruhumun o derunî sesini Ağaçlar da kesmişti rüzgârın nefesini Güneş al duvağını dünyaya atıyordu Bugünlük bu kadar deyip ufka batıyordu Akşam, Haşim'i hatırlattı ister istemez Böyle anlarda şair kendini gizleyemez Bıraktım kendimi akşamın kızıllığına Bir kez daha yandım gönlümün yalnızlığına Anladım, Yunus gibi benim gurbet hayatım Bitmez bu gurbet sonsuzluğa varmadan atım Gayrı her şey bir seraplık gönül avuntusu Hakikat şu ki: Allah'tır gönlümün tutkusu Dağlar, taşlar hep bir ağızdan diyorlar Allah Ben de uydum onlara: Lâ ilâhe illâllah… Bir şehrin kıyısından geçerken arabamız Bizim de kesildi çevremizle merhabamız Her şey yazılmış gibi gecelerin kârına Yalnız yollar düştü arabamızın payına Gözlerim kapanırken gecenin mahremine Ben de bıraktım kendimi yolların demine Artık bana yoldaş olan sadece bu yollardı Bir de bu yollarda durmadan ağlayanlardı Ey gözyaşlarıyla ıslanan hicranlı yollar Bir bilseniz bu gözyaşları kime ne yollar Gurbetten gurbete uzanan bu yollarda ben Ruhumuzun ezeli sevdasını ararken Araladım zamanın bütün perdelerini Ve silktim camından mâsivanın dertlerini Dedim: Mademki Allah var öyleyse dert yoktur Ruhlarımız ki ezelden atılmış bir oktur Deli bir sevdayla akar zamandan zamana Ve takılmaz bu yollarda durup ağlamana Ruhlarımız dönerken ezeli seferinden Artık yollar arınmıştır bütün dertlerinden Ey Âdem'in gözyaşlarını dindiren Mevlâ'm Sen varken ben bu yollarda ebedî ağlamam! Bursa

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.