Köşe yazısı 3 dk okuma · 06 Ağustos 2026

Özlemek

S Sinan Eldem

Sinan Eldem Onaylı üye Sv. 6 Hami

0 Altın Yaprak

"Ağrı Söz Gazetesi" köşe yazılarımdan

Özlemiyorsam seni, özletiyor yağmurlar, Aramıyorsam seni, çıkagelir bulutlar. Düşünüyorsam seni kalkar bütün hudutlar Sevmiyorum diyorsam, terk ediyor umutlar… Merhabası bir ilkbahar yağmurudur seni özlemelerin sevgili, birden bire düşüverir aklıma türlü düşünceler, o an çoğalır depreşip kabuk bağlamış yaraların sızısı… Özlemek seni, artan bir yalnızlığın tekdüzelik soluk alışlarında arada bir çayın bardakta soğumaya terk edilmesidir. Ne kadar özletirsen kendini, o kadar derin kesilir yaşamla bağlarım; sesim konuşmamaya kilitlenir, sözüm azalmaya ve düşünceler artmaya sevgili… Artan bu tek kişilik duyguların gizli esmerliğine bir de gülüşünün sana özgü tınısı eklenince bir Vivaldi olur içimdeki gizli sesler orkestrası, öykünerek bir keman ezgisine… Özlemek seni, zordur velhasıl-ı kelam! Ne zaman döneceğini bile bilmeden, hatta döneceğinden bile emin olmadan yollara düşüp, katılıp rüzgârın önüne sonbahar yaprakları gibi savrularak pervasızca aramak seni, zordur ama umutlu! Umut ki, yaşatır, bağlar gizli düğümlerle insanı yaşama, tutar ellerinden getirir seni bana bir zaman sevgili... Yorgunluğun titrek alevinde, karanlığa direnen bir mumun kaygısıyla tutunur düşlerim geleceğin an'ın hayallerine. Senin için güller büyür saksıda, bahçeye türlü sebzeler ekilir, tutunmazsa insan toprağına, tutunamaz yaşama sevgili. Toprağa ektiğin şu filiz senin için dalları türlü yemişlerle dolu bir ağaç oluverecek gelişinde. Sevinçten durabilir mi zaman yerinde, çıldırır dakikalar, akrep yelkovan olur, kıskandırır yokluğunda geçmeyen zamanları, bir sonraki gidişine hızla taşır seni, gittin mi yine her şey normale döner sevgili… Gidişlerin ve dönüşlerin arasındaki bu uzun evrede yaşam kirli, karanlık, puslu, çirkin bir mevsim olur. Şemsiyesiz yakalanırım sağanak yağmurlara; iri yaşlar yanaklarımdan süzülerek dudaklarımda aşkının o sızılı sevdasını bırakır ve odamın duvarları dar gelir bana, dar gelir kafesi yüreğime, kısılır sokak lambaları, sıkılırım olmadığın yerlerde, darılırım gülüşlere. Gittiğinde kendinle beraber götürdüğün şeylerin sayısı, sayılarla ifade edilemez. Ne mutlu bana ki, götürsen de tüm gülüşleri, umutları unutuyorsun, ne iyi ediyorsun sevgili! Yoksa nasıl kurarım saatlerimi dönüşlerine, nasıl gebe uyanır sabahlar taptaze umutlara! Bu kadar büyük özletme kendini sevgili, bilirsin ki uçurumlara özenir benim çaresizliğim, kaygılarım Ağrı Dağı'na özenir ve Elma Dağ'a kafa tutar, çok özletme kendini ki, geldiğinde gidişinin içimde bıraktığın boşluğu doldurabilesin... Sana umutlu şiirler yazıyorum, taze sevinçler buluyorum, özlemek biriktiriyorum sevgili; bu son gidişin olsun, gidip gidip geri dönüşlerinin sonuncusu olsun bu, kal; birlikte söyleyelim türkümüzü, birlikte yazalım umutlu öykümüzü…

Bu yazıyı puanla

10,0 / 10 · 1 kişi puanladı

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.