Su Nasıl Yıkar Kendini

A Adnan Durmaz
0 Altın Yaprak
bu sancılı soluklar kaldı geriye kamışlıkta inleyen acı bir rüzgar gibi sırı erken dökülmüş aynalar tanımlar bakışımı sular mı çekildi anlamı ne bu kum sonsuzunun belki dalgalarda nabız vururdu yaşamanın ahengi fırtınaların bile şimdi bildim kıymetini ıssızlığa terk edilen bir kayık gibi unuttum nasıldı denizin rengi... unuttum nasıldı umut belki bir ikindi günüydü ölümünü bekleyen dam dibindeki ihtiyarın yüzünde karlı zirvelerle tanımladılar ki onu ki onu kovalamaklara yaşamak dendi aşılmaz duvar oldu uzaklığının pusu kirli ve yalınayak çocukların kahrolan gülüşlerinde yakaladılar ve her seferinde on beşine varmadan işledi ilk cinayetini gecenin karanlığında söndü mumu ve yıldızlar kadar ırak-titrek-imkansız oysa koyun koyuna uyunmalıydı kardeş ve sevgili gibi bilmedim nasıldı umudun kokusu kendimin celladı oldum her şafak sökümünde gördüm ki hepimiz katiliz haksızlığa sustukça aşk diye piyasaya sürülen her cendere son kalan insan yanlarını yağmalarken coşkuların gördüm ki ilanı aşklarla başlar aşkın ölümü ve herkes birbirini yiyor,neon ışıklı evlerde su nasıl vuruyorsa kıyıya cesetleri gül bülbülü unutuyor kuruduğu yerde ve hep sordum kendime hep sordum su nasıl yıkar kendini kirletmişse

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.