Kanto III

A Ahmet Ada Ahmet Ada
0 Altın Yaprak
Kayanın sümbülünü leylağını, çılgın aylarını Mevsimlerin bırakıp gitti. Yeni oldu öleli. Savsak bir yel esti. Kıyıdaki kulübenin Oltası yağmurluğu şapkası kedisi Yalnız kaldılar o günden beri. Demek severdi denizi Demek kayanın sümbülünü Daha dün konuşmadık mıydı Kışın güneyin serin rüzgârını Kedilerle köpeklerle koşmadık mıydı Dağlara doğru. Dağlara doğru frenkinciri, Pars. Annem öldü, yelin türküsü kapıdaydı hâlâ Annem öldü, demirkırı at kapıdaydı hâlâ Kıyıda durdum bir çiçeğe su verdim Küçük kulübenin bahçesinde sabah serinliğinde Bu bahçede kaç kere gezindiğini düşündüm Çiçeklere su verişimi gözetlediğini düşündüm Sayısız yaprak arasından. Kapıda terlikleri. Tahta masada kuru üzüm taneleri. Kapının eşiğinde tekir kedi. Ölüm gök gürültüsü buz mavisi Yokuş yukarı çıkınca köşede pars Tepede saçını başını yolan ağaçlar: “Ne yapsam neye baksam uçurum” “Ölüm hiç işte, demek atları severdi” “Ölüm hiç işte, demek kedileri severdi” “Dağlara yamaçlara çıkayım uzun uzun” “Kendimden çıkayım kapılmadan burgaca” Burada mı yatarken çıkardığı Verin bir köşeye gömelim takma dişlerini –Kimdi o bakan yaprakların arasından?

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.