Sen sevdam değilsin Anadolu'sun Kışların yazında sevdim ben seni Köyümün incecik tozlu yolusun O yolun tozunda sevdim ben seni…
"Bir ay doğar ilk akşamdan geceden Şavkı vurur pencereden bacadan" Bir ay doğar…
Zaman ömrümün en büyük haini Bir sır gibi akıyor avuçlarımdan Sen bilmem hangi iklimlerin çiçeği Kim bilir hangi güneşe sevdalı…
Bugün de akşam oldu Yorgun kanatlarında kuşların Bu gözlerini görmediğim kaçıncı gün Bilmem yüreğimde solan…
Bu yalnızlığı da erteliyorum Yalancı bir aşkın kuytusuna Başka bir kentte Yeni bir sevdaya tutuluyorum…
Geçen zamanın koynunda, Büyür gözleri yalnızlığın Karanlık koridorlar, aç susuz sevdalar…
Kara yüreğini söküyordu işçiler Yıllanmış bir madenin Nasır nasır, emek emek Demiri arıtıyorlardı derin uykudan…
Ne zaman yağmur yağsa bu şehre Bir sevda türküsüdür Yarım kalmış bir ömür gibi dönüp duran dilimde…
Geceydi Kara bir elmastı gökyüzü Işıksız bir daldı sessizce kırılan Zifiri karanlıklar içinde…
Uzun savaşlardan çıkmıştım Bir yanım zafer sarhoşu Bir yanım mağlup insanlıktan yana Kara üzüm tanesiydi gözlerin…
Gün ağarıyor Hüznüne güneş doğmaz bir yoldasın Haraç mezat bir sevdaya sarıp ömrünü Sırtında da ayrılığın ağır yükü…
Gecenin aynasında bakardık yüzlerimize Yalan sevmeler Uzun sevişmeler düşlerdik Oysa hiç vaktimiz olmamıştı…
Kadın kırık kalpler durağında bekliyordu Adamınsa haberi bile yoktu bundan Sonbahar üstüne üstüne geliyordu insanın Üstelik mevsimler ardından ağlayan…
Bir gece vardiyasında buldum seni Gözlerinde inci taneleri Yanağında sağır bir yokluk Kıymet bilmez yarasıydı içerinde aşk…
İstasyonların kaderidir ayrılık Ne bir gölge ne de nefes Zamana borçludur kaldırım taşları Ve saatler boyu yankılanan…
15 / 21 gösteriliyor