Gölgemi Kovalıyorum Dost
E
0
Altın Yaprak
gölgemi kovalıyorum dost
her sabah bir başka kavganın
startını alırken güneşten
durmaksızın, bıkmaksızın
gölgemi kovalıyorum
o önde ben arkada
ayaklarımın altında yaz - kış
bahar yada güz
patlayan bir tomurcuktayım
ya da savrulan bir yaprakta
öğlen güneşi vuruyor yüzüme
gölgemi kovalıyorum dost
yayıktan bir tas ayran içip
vedasız düşüyorum yollara
üşümüşüm, terlemişim ne yazar
ta ki uzayıncaya gölgem
bırakıncaya dolunayın kollarına
yorgun argın, sere serpe
uzanırken toprağa
dik dursam karşı yamaç var
uzayıp gider diye gölgem
korkuyorum
hakim bir tepede kurulmuş termal kamera
harekete ve ısıya duyarlı
görüntü verme desemde gölgeme, boşuna
bir yorgan gibi örtemiyor bedenimi
gölgemi eğitiyorum bu yüzden
alfabenin izin verdiği harflerle
hecelemek için yasayı yasaktan koparıp
asıyorum yıldızın birine
gölgemi kovalıyorum dost
asi bir toprağın ve suyun
köpüren zerreciklerindeyim
gölgem delik deşik
düşük yoğunluklu tabir edilen
bir savaşın içinde
firari duygularım dalgalanır
kaybolurum, vurulurum
ezgilere kadar taşımak var
sancılı bir yüreği
gölgemi kovalıyorum dost
bir kentten diğerine
sevilerim hasrete dönünceye
gidiyorum arkama bakmadan
ne kurşun vızıltıları umurumda
ne bataklık sinekleri
ne de yılanlar, çiyanlar
ötüşen kurbağaların sesini
göletlere bırakıyorum
ulaşmışım bir denizin kenarına
kaç mil ötede kimin sınırı
umurumda mı
mayınlı bölge, tel örgü
kupkuru bir lokma ekmeği
ıslatıp veriyorum martılara
cebimdeki son parça
sırf çığlıklarını duymak için
başka gerekçem olmaz benim
gölgemi kovalıyorum dost
yakamdan düşmeyen gölgemi
yüzümü saklamayı başarsam bile
bedenimi ele veren gölgemi
sınırlara vuruyorum bu yüzden
firari duygularımı bırakıyorum yerli yerinde
bir kentten diğerine giderken
ne de çabuk değişiyor yüzleri
dilleri, renkleri insanların
ve iş bitiren makinalar görüyorum
çelikten
yağ ve cızıltıları arasında debeleşen
makinalaşmış insanları
gölgemi kovalıyorum dost
başkada yolu yok gibi yaşamanın
diyar diyar karışıyorum gölgelere
şehrin en kalabalık caddelerinde
kapılıp gidiyorum insan seline
duygularım firari
rüyalarım tutsak
ellerim bomboş
yürüyorum
ha bugün ha yarın
tutulacak sokakların adına
gölgemi kovalıyorum dost
düşen her yıldızın arkasından
çaresizce
ağlıyorum
bir damla göz yaşını akıtmadan toprağa
içime kazıyorum
delik deşik olmuş gölgemi
tutup bağlıyorum kendime
buz gibi eriyor üzerimde
sonra da kepçenin kazdığı bir çukurda
sarmaş dolaş uyuyoruz
ne gören var bizi ne duyan...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş