Gölgemi Kovalıyorum Dost

E Ercan Cengiz Ercan Cengiz
0 Altın Yaprak
gölgemi kovalıyorum dost her sabah bir başka kavganın startını alırken güneşten durmaksızın, bıkmaksızın gölgemi kovalıyorum o önde ben arkada ayaklarımın altında yaz - kış bahar yada güz patlayan bir tomurcuktayım ya da savrulan bir yaprakta öğlen güneşi vuruyor yüzüme gölgemi kovalıyorum dost yayıktan bir tas ayran içip vedasız düşüyorum yollara üşümüşüm, terlemişim ne yazar ta ki uzayıncaya gölgem bırakıncaya dolunayın kollarına yorgun argın, sere serpe uzanırken toprağa dik dursam karşı yamaç var uzayıp gider diye gölgem korkuyorum hakim bir tepede kurulmuş termal kamera harekete ve ısıya duyarlı görüntü verme desemde gölgeme, boşuna bir yorgan gibi örtemiyor bedenimi gölgemi eğitiyorum bu yüzden alfabenin izin verdiği harflerle hecelemek için yasayı yasaktan koparıp asıyorum yıldızın birine gölgemi kovalıyorum dost asi bir toprağın ve suyun köpüren zerreciklerindeyim gölgem delik deşik düşük yoğunluklu tabir edilen bir savaşın içinde firari duygularım dalgalanır kaybolurum, vurulurum ezgilere kadar taşımak var sancılı bir yüreği gölgemi kovalıyorum dost bir kentten diğerine sevilerim hasrete dönünceye gidiyorum arkama bakmadan ne kurşun vızıltıları umurumda ne bataklık sinekleri ne de yılanlar, çiyanlar ötüşen kurbağaların sesini göletlere bırakıyorum ulaşmışım bir denizin kenarına kaç mil ötede kimin sınırı umurumda mı mayınlı bölge, tel örgü kupkuru bir lokma ekmeği ıslatıp veriyorum martılara cebimdeki son parça sırf çığlıklarını duymak için başka gerekçem olmaz benim gölgemi kovalıyorum dost yakamdan düşmeyen gölgemi yüzümü saklamayı başarsam bile bedenimi ele veren gölgemi sınırlara vuruyorum bu yüzden firari duygularımı bırakıyorum yerli yerinde bir kentten diğerine giderken ne de çabuk değişiyor yüzleri dilleri, renkleri insanların ve iş bitiren makinalar görüyorum çelikten yağ ve cızıltıları arasında debeleşen makinalaşmış insanları gölgemi kovalıyorum dost başkada yolu yok gibi yaşamanın diyar diyar karışıyorum gölgelere şehrin en kalabalık caddelerinde kapılıp gidiyorum insan seline duygularım firari rüyalarım tutsak ellerim bomboş yürüyorum ha bugün ha yarın tutulacak sokakların adına gölgemi kovalıyorum dost düşen her yıldızın arkasından çaresizce ağlıyorum bir damla göz yaşını akıtmadan toprağa içime kazıyorum delik deşik olmuş gölgemi tutup bağlıyorum kendime buz gibi eriyor üzerimde sonra da kepçenin kazdığı bir çukurda sarmaş dolaş uyuyoruz ne gören var bizi ne duyan...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.