Hikaye Anlatıyorum, Hikaye
E
0
Altın Yaprak
-hikaye anlatıyorum, hikaye
takılmasın diye ayaklarım-
bugün oturdum saydım
tembellik hakkımdan vazgeçtim
tam on yıl geçmiş aradan
altı - üstü on yıl, sıradan mıradan ama
sevilere hasretim bal gibi büyümüş
bugünün sebebi elimde duran bir resim
kulağımdan tutup götürüyor beni
dersiniz ki üç-beş yaşında bir çocuğum hala
kulağımdan tutup götürüyor beni
bir baba, bir annenin yanına
üç de çocuk var, sağlı sollu duruyorlar
güneşli, açık mavi bir gökyüzünde
ve bir kaç da yeşil ağaç hepsi bu
hepsi de sahipsiz kalmış gibi
ve her bakışın altında
saklanmış bir başka mevsim yatıyor
daha kaç yıl geçecek, bilmiyorum
bilemiyorum da işin doğrusu
tahmin deseniz boşuna
gerçekle yüzleşsem
şöyle bir tablo vuruyor yüzüme
bir yıl 365 gün çarpı on yıl
ve on yıldan sonrası da var bu gidişin
çarp babam çarp,
arta kalanını unutmadan çarp bakalım
günlerin, ayların yediği yaşanmamış sevdaları
geçip giden zamana yükle işin yoksa
ellerinden tutup da sıkabilseydim
birer birer ellerinden tutup da sıkabilseydim eğer
bu kadar da ağır olmazdı yüküm
on yıl geçti aradan, size diyorum
duymuyor musunuz beni
ne mektup ne bir haber var elimde diyorum size
ne geldi ne de gitti anlayacağınız
şuram yanıyor bir bilseniz aha şuram yanıyor
kabuğu soyulan bir odun gibiyim
dumansız ve alev alev
şuram yanıyor aha şuram
sol mememin altında bir kara ben
çıra gibi alevi harlıyor
on yıl geçti aradan, sıradan mıradan
öyle anlarım oldu ki bu koca on yıl içinde
çivi çakmış gibi yüzyılın karanlığına
yüreğim pas tutardı da ağlayamazdım
öyle bir yük vardı ki üstümde, hala da öyle
içimde saklardım illegal bir eylemin sırrı gibi
yedi yıla türkülerin söylendiği
bir ülkenin delisi olmaktı bütün suçum
anladıysam sırtımdan aldığım darbeyi
haram olsun annemin o ak sütü
hala da anlamaya çalışıyorum deli bir yüreği
anlamadım akıp giden zamanın ne getireceğini
benim gibi yoksul çocuklarla oynuyordum
kızlı erkekli varız beş-on kadar çocuk dün gibi
boylarımızı sıraya katıp en küçüğünden başlatıyoruz oyunu
sanki ateş gibi toplanmışız etrafına
babamın satın aldığı kırmızılı mavili şeritli topaçın
döndürüyoruz düşlerimizi oyunların içinde
karı yeni temizlenmiş toprak evin üstündeyiz
sıra bana geldiğinde
öyle bir dönüyor ki dünya
benden başka her şey, ama her şey dönüyor
topaç bir dursa düşeceğim terli terli
üst üste yığılmış karın üstüne...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş