Çalarsaat Ve Vardiya
F
0
Altın Yaprak
Yüzü parçalanmış tanrılar yetişiyor imdada
Vardiya başladı, çalar saat devrede
Kul çoktan unutmuş kulluğunu
Çalışır ha çalışır
Dolu tabutlara hayali ayinler sarılır.
/Karanfil diyorum, dudakların beliriyor öteden
Dişlerin sırnaşık, ellerin isterik
İş makineleri -sustu-/
Beni içine fırlatsana sefil bir yolculuğun
Üstelik tüm kuşlar öldü!
Ben öldürdüm.
Senin ve bir halkın sustuğu
O unutulmuş ve ceset dolu kentin
Sınırına dayandığımda
Yanıyordu tüm kanatları
Delirmiştim üstelik
Şimdi kötülük akıyor caddelerden
İnsanlar katlanarak büyüyor
Çalar saat ve vardiya
Mola vermiyor devinim
Ve devrimden söz edilmiyor
Cesaret - ceset-
Ki sabır dediğin duyarsızlıkla eş değer
Sığ bir bilinçle akıyor zaman
/Desem ki özledim!
Neyi-kimi-niçin?
Sorular çok, en iyisi vazgeçmek
Allah hâlâ ve ısrarla acı üretiyor(!)
Yutkunuyorum.
Esmer bir çocuğun tek becerisidir
Susmak ve yutkunmak
Öyleyse elâ ve eylül diyorum içimden
Dışıma gizliyorum, sesler kayıp./
Sana gri bir zaman yaratsaydım
Sarı aksaydı yeşilin köklerinden
Böyle susmazdın ey çocuk
Böyle Allahsızca bakmazdın yüzüme
Oysa bir başka zamanaydı sevdam
Ve gamzende çokça faili meçhul
Yalnızlığımdan akıyor ayak seslerin
İzlerin ne garip!
Bastıkça birini, siliniyor diğeri
Ve fakat derinleşiyor tanrı buyruğu gibi gözlerin
Tıkasam kulaklarımı
İçim infilakta
Bu bir ölüm olmayacak aşikâr
Ay ve yüzün aynı anda hücum ediyor tenime
Savaşmak mı, sevişmek mi, yaşamak mı, ölmek mi?
Seçim hakkımız yok, hepsini birden yaşayacağız
O zaman cenk başlasın ve sussun tüm makineler
Paydos zili çalınsın
Yine karanfil koksun ağzın
Kafeste kan/Arya
Ölüm solu ağzıma.
Vardiya başlasın
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş