ağaçlar en çok temmuzda yanar av/ucunda tekinsiz bir ülkenin…
suyun gölgesinde uyudum çöl içinden geçip gözümün çitiyle çevirdiğim bahçeydi…
bildiğin sihirbazdı patik yapardı kaşla göz arası zemheride çocuklarına kendi giydiği yeleğinin ipinden…
bir ak kırlentin çukurunda bırak çekilen acıları anımsamadan…
eski bir denizcinin unuttuğu çocukluğu yüreğim hangi kıyılardan yola çıktığını bilmeyen…
üstümüze altın gibi çil/edi son'unda ışıkları ki…