Eğreti-leme
H Hasan Tan
0
Altın Yaprak
(Mayıstan sonra
haziranı da geldi yalnızlığın
benliğimde zamanın parmak izleri
soluksuz seviştiğimiz akşam üstleri...
gidersen beni de al
Eylülden sonra eylül artığı sıvılar kokuşmuştu
kasıklarımda parmak izleri bir nakkaşın
soluksuz seviştiğim sekerat anlarımda
gidersen beni de sal)
Hiç bir anka efsanesine sığmazdı
ne de çok dili geçmişti göçmüştü
dilenci kızların saçlarına serpilen
yağmur eğriciğinde ansızın dirildi
sesi yok, sözü yoktu
V/akitsizdi..
Vakitsiz yanan bir mumdu, gözleri azrailin ruhundaki kementdi
Ruhunda birikmişti gözlerinden eriyenler;
ve zaten küldü kendi..
Tozlu piyano tuşlarında unutulmuş bir kırık ezgiydi
kan ve güldü
zamanından evvel kaybedilmiş savaşların içinde yitmiş bir piyondu
Yankısını arayan bir sesti.
Sezdi; hangi yüreğe akort olursa olsun düzelmezdi.
Güldü;
Başındaki esrikli ağrıyla
saatlerce aynı sayfaya bakarken hep bir intihar düşlerdi.
Hangi yaralı ve gagası yanık kuşa derdin açsa naçardı.
Mutlu ve tenindeki isyanı titrek bir beyazlıkta saklayan kadınlardan cam kırıklarına sığınırdı.
Nerde suskun bir metropol dudağı görse
ebruları ak gerdanlara zehri kendi içine akardı
Ne zaman bir şiire zamansız bir kar düşse;
'Ez berfım, berfım berfımm, le le yaar lele yaarr ' der
ve;
gün vursa da erisem ruhumun potasında
dökülse gözlerimden beynimi sancıtan ne varsa..! diye inlerdi.
İntihar neki, bir kus geçer der dururdu.
Yaşamın ellerine dokunurdu;
sebep düşlerdi.
Sükuut!
Şimdi; kafiyelerini vucudunun en tanımsız yerlerinde saklar
tanımlanamayan bir leş gibidir şimdi
subut!
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş