(Mayıstan sonra haziranı da geldi yalnızlığın benliğimde zamanın parmak izleri soluksuz seviştiğimiz akşam üstleri...…
gittin.. cılız bir avuntu kucakladı beni yakası bağrı açık hüzünler ilk kez bu kadar içten…
ben diye söze başlayan her şair kadar aciz ve sen diye inleyen her kalp kadar zalimim çünkü; kederim gözlerimde-n-dir…
kırmızısın işte bilinen tüm renklere inat nağmeler gizlesen de sessizliğinde uğultularından belli; Meryem'den almışsın bir tutam serinliğini…
___Yüzümdeki yaralarda büyüttüğüm göz izidir sevdiğimin… keder denizini yararken sürüklediğim çolak yüreğimi…
Hiçbir grubun elamanı değil kümelerimin elemanları boş bir kümeyim; içimde kümelerim var kesişemiyorum hiçbir yutan elemanla ve bileşimimizden arta kalan hep çok dolu ve tanımsız b…
(aşk bitmek üzere olan bir perşembe gecesidir pes etmiş ya da ellerinin kanamasını bilek-cam temasına borçlu insanlar tanrısal birer iyidir…
___ağla! ___sıcak tut ama kucağını gülümsersen çünkü herşey çok ham ve çiğ yağmurlardan oluşuyorsa ağıtlar…
Aynaya bakmadan da yüzünü görebilir insan çok ve yapayalnızken... En çok yüzün düşman gibidir…
boğazıma yutkunma resimleri çiziliyor durmadan bu tren şu çocuk mavide uzaklaşan o vapur ayıp ayıp gülümseyen memeleri çorak kızdan söz etmemi beklemeyin…