Tende Uçurum Yanıkları Son

H Hazal Karadağ
0 Altın Yaprak
//Bakmak gözlerinin derinliğine Gözlerinde yaşayabilmek Nefeslenmek koşar adım Günaydınlı sabaha merhaba demek Merhaba hay/at // Uzaklardan seslenen mevsimlerin V/akitsiz kanatlarında esrik hayaller büyüttüm Okyanus zerresince gitmelerin korkusu varken Dudağımın ucunda zahter kırıntısı Gözyaşına çeyrek kala bir zaman ayracında Saklarken gözlerimi Tüm damlalar dokunur gecenin siyahına Sancılı bir ah en derin sığınmalarda Sehere fersiz düşen ödünç cesaretlerden... Çaresiz bir takvim yaprağı Ömür yolculuğumdan Veresiye yanılgı Veresiye avuntu Boş hayaller peşinde Derin bir susku Gamsız fırtınaların kanatsız akşamsefalarında Dağ başı cümlelerin üşür Ruhum iliklerden arınırken Sabaha doyumsuz bir telaş çöreklenir Gözlerin düşer uzak şehirlerin eksoz kokulu seherlerine Göçmeyen sancılar kan kırmızı zihinde Umur mu öğretilerin çirkin ellerde hoyrat siyahlığı Kavganın penceresinde Emsalsiz zaferlerin çığırtkanları Ürküten seferlerin asi mavisi laciverte meyilli Susturamazsın şarkılar dokununca efkârına... Yol vermez dağlar Ölesiye bir özlem kurgulanınca Hicret edince aralanan kapılar Efsunlu ömrün ebcet hesapları kıvranır Hayaller dilsizleşir Gecenin duvarına yüz sürünce Gelin olur en evliya duygular Bataklığa gömülür bülbüli nida Tokmak inince gerçeğin mehtabına Adın dünya görüngesinde Zerre-i miskal Hayıflansan da ne fayda alnında tabu yazın Yüreğini çözemiyorsan divanelikten "Cana dokunmaz selamın sedası" Sıyrılıp beyhude vesveselerden Güneşe edalan ya dakülli kanatlan Ateş burkanlarında... Zahmetsiz sebeplenmek yaşamı Eskilerini süpürmek gibi ömrün Ne ağrılı direniştir sabaha Karanlık bir gülüş sonrasında Varsıl öykünüş dokunuşunda Ten yanığı bu Âdem ve havadan kalma Korkak bir yalnızlığın esiri olmuşçasına Dönüşü olmayan yolda yokuştur gamzelerin Mavi yaslara gebe şafak sökümünde Bir hayat suyudur ki avuçladıkça gülüşleri eskiten Umutları zehreden Can akıtan yürek kıyımlarından... İzini sürmüşçesine bir kırlangıcım Altı aylık ömrüne nazaran Azap içinde çırpınmaktır göçmeni duyguların mevsim döngüsünde Hayat yürek Türküsü işler kanaviçe söylemle... Tende uçurum yanıkları hesapları kavi Gülmek mi yakışır ağlamak mı? Gitmek mi yakışır kalmak mı? İçinde ki her duyguya sen derse insan Kaybetme korkusuyla kem divaneliğe Suskunluğu Isıtıp kelimeler mi düşmeli yaşamın beyaz sayfalarına Eğreti öğretilerin çokluğu göz önündeyken Ağlayan keman sesinde En zarif duygu salınımlarını mı okutmalı Mor dudaklı geçmişe Susuyorum derince Hüznün yağmur serinliğince Kıvrımı ezber hayal seferine Dağ başı ateşleri harlayıp Bir köşede sessizce kimsesizce Suskuları öğretip bildiğim Türkülere Yeniden karalayıp ılık bir hüzzam Sahiplenmeyi öğreneceğim hayatı kederiyle Yaşanmamış sevinciyle Hece hece...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.