Gün Kendini Dayatır

İ İsa İnan
0 Altın Yaprak
’’ her söz şiire takılan bir çelmedir ‘’ Hasreti isa gözlerin karanlık gecelerde açılırdı denizlere ateşler kıvranırdı bedeninde ben adını sayıklamaya başlardım söyledim sana bu yapraklarda tanıdık yüzler var diye göz gördüğünün yalancısı söz dilin kurbanı yalnızsın ölüm haberleri geçiyor önünden başın yağmura yan yatmış çamura bulanmış ellerin yok oluşlarımın sebebi yokluğun gurbet barınabileceğin bir yurt değil seni açıklara bırakan bu deniz nasıl yanar ki bir başına geceleri sensiz tenimin üstünde çürüyen tırnaklarını ayrılıklarla törpülüyorsun üzerime giydirdiğin suç hangi öykünün içinde eskiyen bir bölümden senden uzakta soluğumu kökünden keserken kaç kez öldüm sende dirilmeye yüz tutmuşken biri bana bu dünyada yaşadığını ihbar etsin illegal bir acıyım kendimi yarınlara saklayan tek perdelik bir melodram bizimkisi g/öremiyorum kaldır gözlerinin önündeki o kirli sisi ay geçit vermiyor bir yunan adasına kaçmaya derimin altında bir düşmanı besliyor ellerim gerçek zamanın avuçlarında dayanılmaz bir ağrıyı kanatır ben geçerim günlerden bozgunlar halinde gün gelir kendini bana dayatır gözlerin gözlerime kenetlendiğinde sırılsıklam bir akşam oluyor avuçların seni sevdiğim kadar suçlu yüreğime yüklediğin yağmurlar kadar ağırsın artık bu saatten sonra akşamları kim döndürebilir geri her durakta koluma takılan uçurtma parçası her durakta beklediğim sen olacaksın herkes kendi masalını anlatırken anılarından kopya çekerdi elini kalbime götürdüğünde nefes almam zorlaşıyor hangi dil sürgün veriyor yürek boşluğunda hangi aşk ateşi doğurdu beni kollarında yanarken kaybettim kendimi çığlıkların düğümlenir sen öperek güne uğurlarsın beni yine kimselere görünmeden gir isyanların güncesine uzak yağmurların soyunsun bulutlarını dalgaları kıran bir ışık oyunudur gözlerin ay kapaklanır üstüne düşlerinin söndüğümü görmezsin anası yeni ölmüş bir çocuğu doyurmaya hazırlanıyor göğüslerin emekleme döneminde ömrüm herkesin içinde eskimiş bir rol vardır dünya dediğin güzelim ancak yüreğin kadardır artık ninnilerle artık düşlerle eğreti gülüşlerle o çocuk büyümüş olur aramızdaki yol uzun bir nehir kenarında durur nefesim tükenirken bir intiharın boynunda unuttum ellerimi kimseler görmeden bir yolcu geçer içimden sana benzeyen aynı dalda yürüdükçe yaşam kuşları gün eksilir yüzünden çalınır bir gün bayram davulları ah bende yanarak kendini sınayan ateş parçası rüzgarlara baş eğer mi sanıyorsun datça akşamları yirmiüç ağustus ikibinon / hayalin bile yetiyor beni bir ömür yaşatmaya...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.