Us/ta

İ İsa İnan
0 Goldblatt
hasretin deniz'ine k/adının yazgısı doğumla başlar hangi insan gözyaşlarının içinden ıslanmadan geçebilir ki usta hangi insan mahşere kadar tabutunda Azrail'le sevişebilir doyumsuzca gecede kuş sektiren bir ağacın dalıydın sen denizlerde öyküsünü unutmuş bir vapurun sıyrıklarını sıvazlıyordu ellerin gün batımlarına şapkanı çıkarır akşamı beklerdin sancılı sabahlara uykulardan uyanırdı gözlerin bir sigara külünü düşürürdü dantelli yataklarına içine işlerdi yokluğumun duman altları avuçlarımın içinden sıyrılıp çıkardı göğüslerin bir mum ışığına teslim olurdu bedenin sonra seni seviyorum'ların katiliydi düşlerin yürek sessiz kalırdı bu gidişlere ardından ağıtlar yakardı yakardı kundağını bir çocuk ısınmak isterken kendini unutur o çocuğa ağlardı gözlerin ne kadar örterse örtsün gece yıldızların üstünü çıplaklıklarını kapatamaz hiçbir perde sen de çekil durma ayrılıkların önünde Nesimi'yle aynı bıçağın ışıltısı kazıyacaksa derimi bedenimden çoktan hazırım ben cellat korkmuyorum ölümden dedi bir adam adam senden arda kalan kızıl bir akşam hayatı yeni iklimlerin kucağına attı zaman bir düş burkulmasıydı soluğu kesen sevişmelerin yarım kalmış bir gülüş gibi ardından ağıt yakarak geçerdi yağmurların altından ezgilerin şimdi bütün palyaçolar bir bir yaksınlar kostümlerini sahte zamanlara giydirilmiş birer oyuncak gibi ağlattılar bizi üzerine konan kuşun sevincini daldan iyi kim bilebilir ki seninle aynı güneşe gözyaşlarımı sermekten öyle mutluyum / öyle mutluyum ki gözlerin tetikliyorsa içimde upuzun bir merminin sıcaklığını korkmam ölüme sen diye açarım bağrımı ay ışığı gölgeler biriktiriyormuş diyor birileri yalanlara yazıyor kendilerini kargalar bir çığlığa yükleyip sevinçlerini geceye sadaka olarak veriyor birileri tabut yapıyorlar kestiğin ağaçlardan birleri sürdüğün toprağa mezarını kazıyor k/azıyorlar usta siyahın en koyu hali saklarken saçlarında seher yelini kırılan kadehlerin sarhoşluğundan yorgun dönerdi ayakların kendini gün doğumlarına hapsetmiş beklerdi bir kadın dudakların bir gülü hangi renge boyadığını ben görürdüm görürdüm kırılan bir aynanın karşısında kaç bin eşit parçaya bölünürdün ben böylesi zamanlarda en az bin kez ölürdüm göçebe günlerin izini sürüyordu hayat çarık ve postalların izlerini çoktan silmişti porsuklar kurtlar kuzuların içindeki sessizliği doyurmuştu kağnıların yerini at arabalarına bırakmıştı adamlar gurbet yüzlü acı anılar biriktirirdi eteklerinde analar Pir'dir Sultan Abdal'dır bu unutulmaz bir devrandır vurun benim de boynumu bu can ustaya kurbandır Cehennemi daha ne kadar koynunda saklarsın s/aklarsın usta ? şafaklar sökerken sök yüreğinin demirlerini bir yaralı dile tövbesini unuttur dudaklarında biraz da sen delir delir usta… İsa İnan gecenin yorgunluğunda yoktunuz yirmi iki aralık iki bin dokuz

Übersetzung dieses Gedichts hinzufügen ·

Bewerte dieses Gedicht

Noch nicht bewertet

Tippe einen Stern an, um von 1 bis 10 zu bewerten

Kommentare (1)

Zum Kommentieren musst du dich anmelden.

Anmelden
  • S Sinan Eldem @sineld Bestätigtes Mitglied St. 6 Förderer Türkisch · bearbeitet

    Ne güzel ifadeler! Cehennemi daha ne kadar koynunda saklarsın s/aklarsın usta ?

    0 Goldblatt

Wir verwenden Cookies, um dir ein besseres Lesen zu bieten. Deine Daten werden nach DSGVO und türkischem Datenschutzgesetz verarbeitet; welche Cookies du erlaubst, kannst du jederzeit ändern.