Ey! Venüsü kıskandıran tanrıça Ey! gönül mabedimde tapındığım kadın Görkemli Vucudun şehveti uyandırır Kaçamak bakışların yangınında…
Sil kaderimden payıma düşenleri Ve her an içime çektiğim Ruhumun derinliklerine çöreklenen Kasvetli havayı yoruldu hayat…
Çöl tadında bir iklime sürgün edildi Asi ve hırçın mavilerimiz Ve cebimizde kalan son kırıntılarıydı mavilerin Pervasızca sattık ucube bir gecede…
Sefil konak,kötürüm ve suskun yazgım Bütün renklere küskün hüznün dolar içime -Kaç seherdir,dört duvarım benzi soluk odam Dökülür yaprakların düşlerimin içine…
Sefih günahlardan köşe bucak kaçıp uzaklara Sağnak bakışlı kadınıma yazıyorum Tinsel varlığımı alıp ve diğerlerini geride bırakıp Yol alıyorum toprak renkli iklimlere…
Yılgın şarap mahzenlerinde ya(y)lanıp Avare,sermest sızan içimize Gecenin yekpare sessizliğini İçersin sedef kakmalı kadehten…
Ateş böceğinde soğuk ve titrek yanan Asırların buruşuk ellerinden kurtulup, Evreni kucaklayan gösterişli ışığın Muazzam hızıyla zamanı öylece durdurup…