Ankara Ağladı
K Kerem Suskun
0
Altın Yaprak
Çok önceden arkadaş oldu yağmur seninle!
Senin kokunu toprağın kahvesine yağdı!
Sonra sokaklar sen koktu, adın koktu!
Ve bu öyle çelişkili bir düzen oldu ki
Ankara'nın en eski paltolarına
En ucuz kazaklarına işlemez oldu soğuk rüzgârlar
Hep saklandı utangaç kalplerde sevilen isimler
Sonra haksızlığa bile tahammül etti vakur güneş!
Mesela Kızılay meydanında soğuk ve yalancı çay satanlar
Karanfil kokmayan ama yine de adı karanfil olan sokaklar
İnanmadı bu sebeplere!
Sahte sevdasını,
Masum ve saf bir delikanlıya aşılayan
Sonra en çok sevilen yanlarını alıp kaçan bir soğuk esti.
Suçunu kabul etmediği gibi
Vicdana da önem vermeyen alçakgönüllü kibirdi.
Umarsız ama yine de kalbinde haklı bir sebep duygusu saklayan
Bir ihanet, bir sadakat ve bir de...
Her hangi bir siyasi partinin peşinden koşan ümitlerden
Sonunu düşünmediği günahlara giren âşıklardandım ben.
Rahmetin olmadığı yerdeydim,
Sana geldim, ellerini öpmeye, koklamaya geldim.
Şimdi gözlerimde sakladığım sebepsiz sevda yarası
Sonra sen çok uzaklardasın, taa oralarda...
Çabuk denen şeyler, çabuk geçmez Ankara'da
Hiçbir şey yakışmaz sen olmazsan bu şehre
O beyazlık barudî caddelerini örtmeye yetmez.
Ve yine aynı saatlerde sen yoksun
İnadına,
Merkezi muhitlerin tam göbeğine tezgâh atan
Kitapçılar, pilavcılar, üçkâğıtçılar var bu şehirde...
2
Yalnızlığı konuşmayı istiyorum şimdi.
Sızıların olmadığı ellerime acıları öğretmeni
Her insanın kendisine ayıracak haklı bir yalnızlığını
Ve her zaman olması gerektiği gibi olmayacağını hayatın
Bazen düşmeyi
Düştüğün yerde ölmenin de asaletli olduğunu
Gücün bitince dönmeyi!
Sonra her yıkılışın arkasından
Bir nefesi, bir ümidi öldürmemeyi
Evet, sana ait olan tüm şeylerin bile sahte olduğunu
Hep kazananların kirli sırlarında buluyorum.
Sen esaret bırakıp gittiğin gönüllere
Özgürlük kadar hâkim olduğun bir tavırla gülümse.
Hiç görülmemiş okyanusların
Keşfedilmemiş renklerin
Abisliğini, çirkinliğini
Ve ümitlerin insana,
hele ki bekleyenlere acı verdiğini
hepsini,
Hepsini inkar etsene!
Anne-Baba ihtarlarının çocuklara yüklediği asılsız korku
Gönüllerinde sakladığı küçük ama değerli sevdalarına bedel oldu
O da sevilir mi ki?
Sen daha iyisine layıksın retoriği ile yıkanan beyinlerdeki kiri
Ölümüne seven dürüst delikanlılar temizlemedi.
Bir amcaoğluna, bir dayıkızına,
Kara gözüne değil ama kara parasına
Haksız ama olsun saygı kelimesiyle yâre edilen genç yürekler.
Ayrılığın tarafsız bir zaman süreciyle geçmeyeceğini,
Ah canım!!
hiç ayrılık hak ettiği kadarını alıp gider mi?
Ve bu zahmet Ankara'da?
Henüz üşümeden siyah caddelerinde
İnce küfürlerini yüzüne çarpmadan rüzgarına
Sonra bu yalnızlığı sana çok gören güzel kadınların
Hayran hayran baktığı suratına
Ah!!! Canımın canı da baksa, demeden!
Ayrılık geçer mi?
Ömür de biter mi?
Diyeceğimi, hepsini dedim.
Bir kişi için tüm umutlardan,
Sevdiğinin teninden daha beyaz bir gelecekten
Sevmekten ve ümit etmekten vazgeçen
Kalabalık caddelerde yalnız kalmayı öğrenen
Vazgeçtikten sonra vazgeçmekten vazgeçen
Vazgeçilmiş beklentiler...
İnsanlığını mesai saatlerinde unutan memurların,
Alık alık baktığı suratına!
Keşke beni unutan da baksa demeden
Arkadaş oldu bu şehir seninle.
Bırak, senin kokunu toprağın kahvesine yağsın
Sokaklar sen koksun! Adın koksun
Ağla ki, ümitlerin aksın!
Dayan ki, yaşayabilesin.
Ne denli aşkını büyütsen de haklı duygularında
Sorma ki, anlayasın!
İşte hepsi basit ve gereksiz
Sevdiğinin çıldırmış mantığında.
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş