Bir şehrin ölümünü görüyorum Upuzun elbisesini giyinmiş ışıklar. Büyük reklam panolarında masallar Upuzun bir rüyaya dalıyorum.…
Yorgun bir gruba değerse akşam Bize ney, bize mey değmez ihtişam Kulaklarım ey, sessizce dinle bak Ölen aşkların için bir ağıt yak…
Asi, bütün benliğiyle asi Yıllanmış şarap gibi keskin Şu karşımda duran surat, Benim midir?…
I Ayrılık seni de vurduğunda Çaresizlik içinde…
Kalbi kırık bir ceylan Oturmuş banklar üzerinde Avuçlarına üfürüyor nefesini Sanki ruh veriyor avuçlarına!…
Yüksek bir tepede oturup bir an, Kızıl güneşin batışını izle Ak saçlarından dökülerek zaman İçinde hayalin vehmini dinle…
Kaybettiğim düşlerimi Bir zarara bağlıyorum. Tumturaklı bir falcının, Avuçlarımın arasında gördüğü şey…
I Aşk bir çıkmazın içinde buldu beni Sahte yakamozlar bıraktı gölgeme…
Anne! Çocuk günlüğünü bıraktım düşümde. Eski, tozlu raflardan…
Herkes gitti Bir ben kaldım. Herkes gitti Bir ben kaldım.…
Gittikçe derin bir gece Gittikçe düşüyoruz içine Bir kara delik gibi çekiliyor zaman Ne vücut kalıyor,…
I Kader ruhumuza vur Rüzgârlar gibi savur…
Uzak doğu limanlarına yaklaştım Karşımda, Büyük sisler arasında Bir kadın gibi eteklerini kıvırmış,…
Yürüyorum, yangın oldu yüreğim Bir bahar sabahı, bütün şehirde. Öleyim, ah! Bir daha öleyim Bitsin çilem, bu karanlık beldede…