İkinci Aura
M Mükerrem Suna Varol
0
Altın Yaprak
„Bütün“ de, kocaman bir diğer BÜTÜN’ün sayısız parçalarından biridir. Dün ve bugün var olan ve gelecekte de var olacak olanın içerisindedir. „Bütün“ ün kendi varlığını keşfe çıkışıdır ikinci aura. İkinci aura, işlenen ve işlenecek olan cümle iyilikler ve cümle kötülüklere sahip çıkarak, onlardan alır ilhamını. Hem gökyüzü kadar aydınlık, hem yerin dibi gibi karanlık bir histir o.
Ebeveynim kömürlüğe kitledi beni
-Ademle Havva-!
İlk cinayeti tam orada işledim.
Mavi peruklu kadın
çılgınca söylüyordu adımı: Meryem!
Benim çılgın rahibem, bir keşişe vuruldu,
buydu gerçek.
Nehirlerden geçerek altın tapınaklara vardılar..
Gördüm hepsini, gördüm;
Kömürden ve buğudandılar.
Yoruldum!
Yükselen nabzında, kalbimin
Ateşi buldum!
Arada bir durmalıydım
ya da
kahinlerime sormalıydım:
Nedir beni ezip geçecek!
Huzurdan kovuldum!
Parabolik artıyordum yine!
Bütün yeryüzü cinleri adıma çalışıyordu
Adıma yavaş yavaş alışıyordu lambaları.
Ey deniz tanrılarının lanetli şehri! Sana
küfredip durdum!
Bir sıcak, bir aşina, bir kayıtlı gündü; Kendimi
dağlara vurdum!
Mağarada bir çift güvercin,
bir ihtiyar örümcek…
Doğruldum!
Doğrulandım tanrılar tarafından.
Çok da uzun sürmedi; İbrahimi
ateşe koydum!
Yıkandı İbrahim ateşlerimde,
Dondum!
Kimdi beni ezip geçecek!
Hekimlere ezberletecek
kadar kuvvetli
birkaç cümle kurdum.
Gülüyordum kendime kimi!
Kimi ağaç evlerimden düşüp ölüyordum..
Yazmak, ölümcül bir yaşamaktı oysa ki! ..
Beynimin kıvrımlarında bilendi ponza taşı
Satır satır yazdım aşkı
-ve ihaneti-
Ve koparttı Perseus Medusa’ nın başını
O canavarın karnından
tek boynuzlu uçan atı doğurttum,
Kanlarından kirlendi el yazmalarım.
Yazmak, ölümcül bir yaşamaktı oysa ki!
Ve sünger taşı
İzlemekteydi acemi parşömenleri
Ben oldum olası gizlemekteydim sezgilerimi
Kader tanrıçaları boyum kadardı ancak
Ve bir gün sızlanarak
Terk ettiler el çizgilerimi…
Aralık 2003, İSTANBUL
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş