Birinci Aura
M Mükerrem Suna Varol
0
Altın Yaprak
Ruhun, bedeni terk ederek onun yaşadığı her şeye seyirci kalması ile başlar. Ruh, gördüklerinden son derece irkilir. Çünkü ruh, acıya meyillidir; beden ise her şeyi küçümser bir mutluluğa… Ruh, kendini suçlayıp duran bir azap meleğidir “bütün”ün. Beden ise, tüm savunma mekanizmaları ile anlık mutluluklar peşinde olan bir koşu atı, incelikli bir hayvan. “Bütün” ü oluşturmak üzre bir arada bulunmaya zorunludur ruh ve beden.
İşte ruh bedene tekrar ilişmek ve “bütün” daha bir kuvvetlenip gelişmek arzusunda iken, “bütün” ün yüreğine sürtünmekte olan bir histir birinci aura. Birinci aura, öfkeli bir can çekiştir. Önce bilineni olduğu gibi kabulleniş, sonra yendien diriliştir o.
Gel güzellik
Gel sağduyu, onurlu yaşam!
Kollarında ölen adam kokusu;
hiç çıkmayan üzerinden ey!
Cana gel, mala gel görkemli kötü!
Gel Frigya ordusu, Noel Yortusu,
Yüz yıllık uykusu uyuyan prensesin!
Gel utangaç iyilik, varlığından ar eden!
Verem midir çektiğim içime,
bunca yıl içinizden!
Veba mıdır korktuğum,
Catullus’un gücü mü!
Kim taşırdı dereden
sapı kırık kalburu, kim!
Notre Dam ’ın kamburu,
On Küçük Zenci
-sırasıyla ölen-
ey!
Gel ey
bedenime alışık hüzünlü kaplumbağa!
Can atıyor heykellerim yeniden yontulmağa…
Ve ey
dili dolaşık dev cüceler ordusu,
Siz de gelin üstümden çıkarmağa bu kabuğu!
Önümde kesik başlar;
peygamberler buyruğu…
Ardımda,
anamın doldurduğu
apak süt dereleri…
Ve nefessiz tazılar
Ve sis
Ve çöl
Ve buğu…
Gelin ey
belden aşağı çamur
baştan aşağı bahar
banyolarıyla
yıkanan ey
insanlar!
Adınıza sunduğum
bu kaplumbağa yavaşlar.
Kamburunuzdaki „ben“
gülmeye başlar şimdi.
Ve aşkım/
Ve nefretim/
edepsiz bir tohuma durur…
Gel ey tohumları çürüten yağmur!
Ve ey güzellik tanrıçası;
güzelliğiyle mağrur!
Ayağımı burkulmaktan esirgemeyen
yaşlı gurur!
Meşin kırbaç,
Tahta topaç,
Sen ey duran saate inat sallanan sarkaç!
Yürümekten bizar ellerimle ben,
kulaklarınıza bakın neler diyeceğim;
sıkılmaktan yorgun sivilcelerimle ben…
…
Neler neler diyeceğim ey; inanması zor!
Ve işte çürüyor el bileklerim
Köpekler ayak parmaklarımı alıp kaçıyor.
Siz hepiniz / Cüceler!
Cüceler ve boy boy dev aynaları!
Alp er Tunga, Er Manas!
Aynalarımı kırpan paslı makas!
Bal kabağı konaklar,
Usulsüz uyaklar sizi!
Evet evet, merak ediyorum hepinizi/ Siz
kimsiniz?
Git desem gider misiniz?
Gelir misiniz gel desem? ..
Aralık 2003, İSTANBUL
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş