uzun bir zemheri boyu o şarkıya yürüdüm bir derbeder kapıydı hayat, eprimiş kendime yalan bir maymuncuk edindim…
bir kuş öter durur maviye biçimli kıvrak dudakları terler uysal'ın soylu acılar birikir, incinmiş aşk soneleri…
kasık sancısıyla bir bulut ve tükenmez kederlerden kalma hüzün bitmeyen türküsüdür bir ömrün…
seslerisi sokakta unutur çocuklar saksılara salıncak kuran serçeler gibi en güzel uykularında büyür çocuklar…
görebildiği yere bakıyor gözlerim bir upuzun gidişe fiyonklar gibi pabuçlarını kuş uçumu mevsimler geçerek…
kendi gözlerimin ekranında yaşandı herşey yalanlayarak bütün tarihlerin tarafsızlığını babam kendi giysisi içinde terlerken ve hükmederken demire kendi hıncıyla ustam…
aşk çığ altında çığlıktır derim sesim dudağımdan taşmaz ondan bilirim ondan bilirim yeni yaşama miço duruşumdan…
celladına dil çıkaran birçok asi tanıdım ama aşkla şaka olmayacağını bilirlerdi kavganın üstüne öyle vakur ve saygılı yürürlerdi…
Her ömür tarifsiz bir uçurumdur Her uçurum bir ıslıkla tanımlar kendini Her ıslık bir çocuk masalından firardır Ki hep aşklarla sınar yüreğini…
her ülke kendi lehçesiyle ağlar her ülke kendi şivesiyle öykünür tarihe her insan kendi inancıyla yineler umudu…
bir yazın ihtiyarlamasıdır ömrümüz ey düşleri darda kalanlar kış gelir hüzün girer aramıza ölümle dirim darasız terazidir…
Kendine bir masal beğen çocuk Kökü ateşle beslenen şarkılar beğen Islıksız çıkılan yolculuklar tekin değildir İhanetlere yakışan akrepler bul kendine…